umrunda olan hayat kadarım
sessiz pencerelerde esir gölge
derdimin boyu kadar aşka uzarım
nasıl içleniş ki hep ayrı yörünge
birgün dediğin yerde zaman benim
siyahın adı değişti seninle
zamanın ölçüsü
mevsimlerin hepsi bir oldu
bir ayrılık aynı...
kahırlı nefes almalar sıktı
kırmızının en güzeliydi bu bahçe
bu gül en güzel açılanı
kahvaltı neşelerinden kalkmış gibi
seni öpüşler sonrası yoğunluğumda
yeni bir yol gözüküyor hecelerime...
I.
günle dokundum ve önce ellerinin üzerine
gittiğim heryerden dudağına yeni sesler taşıdım
yalnızlıklar büyüttüğün aynalarına sevgiler yerine
krallığını yıkacağız denizlerden uzaklığın...
yoksul ruj lekesi sade ucuz parfüm vahşiliğin
sevişmeler zengin nazsız kıvrım bolluğu
kanayan benim yine de vücutlar okşamasız
akşam mı gece mi bilmem birden ayrılık şarkısı
kımıldar dudaklarında seviyesiz fahişe alımlı
ben bittiğim vakit sen gayretsiz randevuevi
eski zamanlardan dumanlı bir kıpırtı
gençlik yanmalarından ılık boşluğa akan
anımsanan kadarıyla yumuşak ağustoslu
kenar semtin çamurlarının kurumuşluğunda
yürekte ışkın alazlarıyla titrek alazlı...
kıyılarındayım ayrılığının
ayrıyız belki
seninle birleşerek ayrıldık
evinin en uslu çocuğusun sen
ben...hep o sallapati aykırı oğlan
istemiyorum kaçış zamanlarının yapmacıklığını
karmakarışık bir kış sabahı
güneşle dalga geçmeye benzer
kaşlarını sevmeye çalışmak
uykularımı böleni bul bana anne
beni sar sesinin kavisleriyle
özledim turunç ve hurma ağaçlarına bakışını
konuşacak bir şey kalmazdı
kısalırdı zaman uzardı yalnızlığımız
kelepçelenirdik şehirlere sığmamaya
zıt kutupların birbirini çekmesi bu olsa gerekti
karanlık basarken aydınlanırdı acılarımız
öyle ki sığlaşırdı en derin yaralarımız bile




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.