Adı konmamış sevdaların
Delice esen rüzgarların ülkesinde
pamuk ipliğine bağlı
umutlarımız vardı
Nehirler üstünde o kulübelerde
mehtabın bulutlara bel bağlayışı
Yazık derim bitsin ateşin, korun
Yürek sancısıyla her an kavrulun
Bir yaprak misali yerde savrulun
Beni bu hallere koyan güzelim.
Bir onulmaz yara, yıktın dünyamı
Vuslata adım adım
Kırık kolum kanadım
Şu dünyada muradım
Güzel eyle haz eyle!
Varılır usul usul
İstila edilmiş ovan, öz yurdun
Ayaklar altında çakalın, kurdun
Bunca yıl geberip uyudun durdun!
Bu gidişe, yön verelim yön artık!
‘Memleketim gülüstanlık.’ desende
Bahar bitti yaz geldi
Sarı yaprak güz geldi
Gün bitti tepelerden
Çiğ düştü ayaz geldi
Bulutlar saldı suyu
Aylarca ümit verdi.
Gönlünü açtı, serdi,
“Sen merak etme! Derdi.
Sustu şimdi fukaram!
Sen yazıver eserin
Ayçiçeği şaha gahtı tavada
Pancar ektirmezler sulu ovada
Gücün yetmez mazot denen gavada
Bir tohatta yere serdi dostlarım
Perişan eyledi, şerefsiz, dürzi
"Süt süze;
Yok ki süzgeç süt süze
Çiftlik oldu memleket
Üç beş tane sütsüze..."(*)
------Ozan Arif
Safrantı’nın kuzeyinde bir ozan
Yel, Halil Manuş’u tasvire geldim
İslâmda asl olan güzeli yazan
Dil, Halil Manuş’u tasvire geldim
Felahiye Karaşıh’tan seslenir
Yaşanacak Dünya kaldı mı dostum?
“Paris’te caddeler romantik değil.”
Bunları yazmakta yegâne kasdım
Allah ayan beyan mesaj vermekte;
“Tek hükümran benim! Kulum!” demekte




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!