Kabul Ekranı Şiiri - Yorumlar

Ertuğrul Tamer Hatipoğlu
57

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Beni yanlış sürüme kurmuşlar,
Güncellemeler içime uymuyor.
Takvimler ilerliyor,
Ben hâlâ “kabul ediyorum” ekranındayım.

Zaman yuvarlak değil,
Köşelerine çarpıyorum.

Tamamını Oku
  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas 24.01.2026 - 01:40

    " içeri taşınıyorum..."

    bu kadar çiğ dizelerin böyle sonlanması,
    belki inanılır gibi değil fakat,
    böyle sonlanmış...

    antolojik bir sürpriz evet :)

    tebrik ederim delikanlı, son kelimelerin hatırına,
    peki...

    .
    ...
    .
    aşk sürükledi beni sana
    ve sende, kayboldum sevgili;
    ki lütfen bana,
    bir daha kendimi buldurma ömrümce,
    yitmiş ve sana gitmiş bir iyi insan olarak,
    yaşat beni,
    ruhum ruhuna emanet olsun…,

    ki ilk ayrılığımızın şarkısıydı,
    büyük adam, küçük aşk…,
    ona da ayrılık denebilirse,
    sokakları yürüyen ben değildim,
    ki sokaklar,
    bende yürüyordu o terazi ikindisinde
    ve hiç,
    hiçlikle bile;
    kavuşmak kaygımız olmamıştı zaten,
    hasretindeyken…,
    ve lüzumsuz itibara rağbet edilmeyen,
    iki kelâm susuzluğuna müsekkin,
    mesai aralarında…,
    ah;
    .
    ...
    .

    bak delikanlı, yok öyle üç kuruşa beş köfte... çilesiz olmaz çocuk, ve şunu unutma, çile; dolmaz... dolandan çile olmaz...

    peki,

    birkaç mısra daha okumak istersen;

    .
    ...
    .
    çile kitabımın yakamozu saçlarıma,
    artık tek bir tel ak daha düşmesin,
    sensiz…,
    diyârında kalayım hep,
    saklanayım üç kat perdeli halinin esrarına…,
    gözlerin;
    gözlerimin önünde olsun sürekli
    ve vakti geldiğinde,
    ötelerin ilhamlarıyla
    dizlerinde öleyim…,
    ah;

    soluk tebessümlü meczup sardunyalar
    kollarını sarkıtmış,
    pencerenden…,
    mahcûp ve yeniden doğuş umutlu nazarım,
    arka bahçede güllere ikindi suyu veren
    muştulu ve desturlu haline ilişirken,
    balkonuna asıyorum utangaç gülümsemeler,
    evet sana bakıyorum;
    görmüyor gibisin,
    ve bana bakıyorsun görmüyorum
    ki gözlerim âmâ,
    öyle demirden bir tül var ki aramızda,
    yetmiyor gücüm,
    bertarafa…,

    şehirler bir film şeridi gibi geçiyor,
    kilometrelerce aramızdan ve,
    alnımızın ortasındaki yol çizgilerini saklıyoruz
    birbirimizden güya…,
    suskunluk çizgileri/çizikleri,
    sakınılmış muhabbet mesafeleri…,
    ve tırnakları kesiliyor yollara
    uzuyor saçları zamanın,
    boşluğa;

    ve uyku,
    telaşla fırlıyor yatağından,
    geç kalınmış ömürler gibi…,
    takâtsiz tebessümler yüzümüzde
    ve bu kendimizden çektiğimiz,
    yok bir yokturluk sanatı o/nun zahir,
    .
    ...
    .

    Cevap Yaz

Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta