Öyle bomboş bakıyordu önünde duran kupasına, dertli gibi durduğunu ve dertleri için dalıp bir çok kurgu düşündüğünü varsayanlarla dolu bir evdi burası. Hiçler asılmış heryere tablolarca, etrafında onu izleyen yokken ardiyelik tek gece uykusu ile dururdu. Sabaha çıkar mıydı bilinmez ama o güneşi bekler gibi kupasında ağır ağır buharı giden çayını izlemeye devam ediyordu. Uzakta ışık veren deniz feneri görüntüsü gibiydi bedeni çırılçıplak. Bilinmezliğin kendisi bu yazılanlar hep te öyle kalacak belliydi halinden. Küçücük gerçekliğini uzun bakışlarımın çözmesi bile mümkün olmayacak. Ama bence istediği tastamam parçalarını birleştirip yeni bir kayık yolculuğu fırtınalı ve dalga dolu soluk teniyle korku salarca, uzun uzun bakıldığında..
Seni ele sevirem ki...
Diyirsen ki, niye?
Ne bilim işte ele!
Seni görende bir hoş olir, ölür ölür ölirem...
Ahşam olir davar, nahır, mal gelir.
Komlar, ahırlar dolir
Devamını Oku
Diyirsen ki, niye?
Ne bilim işte ele!
Seni görende bir hoş olir, ölür ölür ölirem...
Ahşam olir davar, nahır, mal gelir.
Komlar, ahırlar dolir




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta