I. Ağaçların soluğu, dağları uzaklara itiyor.
Dağlar gizlerin ruhuyla kayıp gidiyor.
Uzaklardaki yol, iplik iplik, duman içinde kıvrım kıvrım.
Buram buram tütüyor evlerin bacaları.
Genç kızlar beyaz gelinlikler içinde.
Yanakları al al, heyecandan kızarıyorlar...
Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin
Devamını Oku
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin




Evet ama, H.Can'ın öykülerinde de şiir kol geziyor. Acaba, bunun nedeni, üslubun temelini oluşturan yoğun duygu yükü mü ?
Asturias'ın 'Guatemala Efsaneleri' teması üzerine bir çeşitleme olarak yazıldı.
Mensur şiirlerin nereye kadar benliğinde düzyazı barındırdığı,nereye kadar şiirselleştiği konusunu hep tartışmışımdır zihnimde
Bu yazının bana daha çok bir günce hissi verdiğini itiraf etmem gerekiyor.Aşağıdaki parağraf bence çok güzel
Kapıdan kapıya yüzyıllar değişiyor. Pencerelerin ışığında aşk perileri göz kırpıştırıyor. Şamdanlar, meşaleler, kandiller yanmış. Hayaletler sonsuzluğun sözcüleri. Düşlerin cini öykülerin ipliğini durmadan eğiriyor...
Souç olarak;
Günce veya öykü diline daha yakın geldi bu metin bana. Ama özen ve içtenlik dolu bir metin
Saygılarımla
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta