İstanbul
Sislerin arasından görünür minarelerin
Sultan Ahmet,Eyüp çınlar ezan sesin
Genç bir ihtiyarın cildi gibi
Gölgesi düşer suya
Pembe,beyaz gökyüzün
Halicin kucağına
Yedi tepesi var,yedi ulu çınar gibi
Peygamberler şehri,tarihin beşiği
Yüzyılların nazlı hanımı,dünyanın incisi.
İstanbul,memleketin vefakar gelini.
Arka sokakları bir roman
Mendil satan çocuk,yorgun çiçekçi
Bir camdan bir cama ipler gerili
Üstleri renk renk çamaşır
İstanbulun halkı gibi.
Doğulu,batılı,müslümanı,gayri müslimi
Çağlar kazanında kaynamış bir aşure
Malolmuş koskoca şanlı bir nesile
Köpükler incidir,sular turkuaz
Vapurlar yanaşır iskelelere
Ortaköy,tarabya,bebek
Buğulu camları,Sarıyerde muhallebicilerin
El ele tutuştuğu,sevgililerin mermer masaları
Şairlerin ruhları gezinir
Hapsederler kendilerini iki dünya arasına
Hep görmek,unutmamak umuduyla bu şehri.
Akşam olur
Yorgun bir kalabalıktır şimdi
Uğultular artar,kaygılıdır yüzler
koşuşturur,insanlar telaş içinde
Uzun bir ninni gibi sürüp gider bu böyle
Gece,sessizlik,mehtap,gökyüzü herkesin
Düşer üstüne gölgeleri bütün kentin.
İstanbul mutlu,İstanbul huzurlu
Anlatmaya başlar hikayesini dinleyenlere
Bir ana kucağı gibi huzurlu
İstanbul bu,mutlu.
Kayıt Tarihi : 11.4.2006 14:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (2)