Gezdim Düziçini, sabun çayını
Seyreyledim Karacoğlan köyünü
Yedim sıkmasını, içtim çayını
Memleketin orasıymış ozanım.
***
Bülbüller sıçrayıp öter kayada
Memleketi dolaştım diyar diyar yıllarca
Etkileyen olmadı senin gibi beni hiç
Leyla oldun, şirin oldun esir ettin kendine
İstemsiz hareketler zuhur eyledi inan
Hangi taşa vurayım bilmiyorken başımı
Trafikler tüm yolları kestiler
Yüksek yüksek cezaları bastılar
Bağlandı araçlar artık sustular
Sayın valim duysa bizi ne olur
İnşaallah bu derde bir çare bulur
***
Duymuyon mu?
Uyuyormu adamların
Terkediyor insanlarım
Göçtü boşaldı damlarım
kırmıtlıyı duymuyon mu?
Hiç sormayın bana Osmaniyeyi
Şehirler içinde gül Osmaniyem
Toroslardan gelir rüzgarı, yeli
Farklı, farklı desen, dil Osmaniyem.
***
Uyandırmayın beni yattığım şu uykudan
Uykudayken koyulmuş giderim yolculuğa
Hangi diken, hangi taş engel olur bilmeden
İki çatallı yolun varmadım kavşağına
**
Beyaz bir elbiseye büründürmüşler beni
Bıraktın yüzüğü, attın nişanı
Öküz öldü ortaklık bitti mi sandın
Unuturum diye her şeyi hemen
Bak işte güzelim yandıkça yandın.
Verdiğin kararın Altında kaldın
***
Bir beden, bir de can değil ki insan
Kaba ağaç gibi dalı olmalı
Gürlemeli varlığını gösterip
Dim dik durur gibi hali olmalı.
***
Dostlar toparlanıp sohbet etmeli
Yaslasam başımı göğsünün üzerine
Dondursam gözlerimi gözlerine
Kilitlesem parmaklarımla ellerini
Yapışsan bedenime olmazmı.
Şimdi sıra sende deseler bana
Acep göç almaya yüzüm olur mu
Çıkıp arş alâya Hak huzuruna
Cemale bakacak gözüm olur mu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!