Düğünün oluyor karşı sokakta, komşu kızı
Arka sokakta ise cenazemi kaldırıyorlar
Bilemiyorum, üzüntüden yana var mı içinde sızı
Beni her gün cehennem ateşine daldırıyorlar
İnsanların ne dediğine bakma sen
Cesaretini topla tekrar yine
Rabbinin huzuruna çık
Ve onunla konuşmayı dene
Ne derdin varsa anlat, bağışlama dile
Severim seni inan, ALLAH aşkına
Silerim ayrılıkları kara bahtına
Koyarım seni, gönlümün tahtına
Özlemlerine sapar, köprü olurum
Sen müsterih ol, ihanetlerden sakın
Yirminci asırdı ve yıl bin dokuz yüz elliydi
Uzak Doğu’daki harp, gidişattan belliydi
Savaş çığırtkanı olan Çin, çılgın ve deliydi
Ölüm ateşi yakılmıştı, Kore denen yer de
Kan yayılmıştı, Kırk ikinci paralelin boyuna
Beni çıkaracak bir el arıyorum
Birçok elin içinde, bulamıyorum
Derin bataklıkta kayboluyorum
Çeksin bir el beni, bu kör kuyudan
Yolumun üzerinde duruyor meyhaneler
Köyün pınarında, aklıma hep sen düşerdin
Buluşmaya gelmesem, darılır hemen küserdin
Her gözden kıskanır, rüzgar gibi eserdin
Aklımdan hiç çıkmadın, köylü güzelim
Güzelliğine, endamına tüm köy hayrandı
Sevdam sağlamdır; benim
'Dır dır' edip, kriz yaratma
Aşkını, yüzüme haykır
Arkamdan boş konuşup
Sinirlerimi boşaltma
Gök kubbede bir kapı
Arkası saydam duvar
Semaha yükselir, sessiz çığlıklar
Kulak versen, kim duyar
Renk karmaşası, ufuklar
Hüzün yağıyor Kudüs’e, sicim gibi ince yağmurlarında
Beytül Maktüs’ün ruhunu taşıyor, balçık çamurlarında
Tarihin kanı dolaşıyor, oluk misali kılcal damarlarında
Kanına dokunuyor, Yahudi zulmüne Kudüs’üm yasta
Kubbet-üs Sahra’nın taşı, direksiz havada dururken
Yeni bir oyun sahnede
Oba denilen yerde
Haberini verir jurnalciler
Açılmak üzereyken perde
Meraklı kalabalık ve çocuklar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!