Sükut edepten gelir,
Bir de, üç dinle yavrum!
Söz anlatmaz her şeyi,
Gözlerden anla yavrum!
Gençlik bir kuş misali,
Kucağında doğmuşum,
Göbeğimi toprağına gömmüş annem,
On mayıs akşamı,yetmiş bir senesinde...
Bir hüznün sonrası, bin hüznün öncesinde...
Var olmuşum,
Bulancak'ta.
Ne ettimse, ne dedimse hiç olmadı.
Bu sana son yanışım,bu son,bitti yâr!
Dayanacak mecalim, gücüm kalmadı,
Adını son anışım, bu son, bitti yâr!
Albümümden çıkardım tüm resimleri,
Yıllar õnce benim
Anasını somun ekmek fiyatına sattığım İstanbul'u
Yıllar sonra
Bir otobů s bileti karşılığında
Satışa çıkaran kişinin
Emmioğlum olması
Düşünmekteyim bir süredir,
En eski eskimo acaba kimdir?
Ve 'eski'mo mudur onun adı da?
Ve yine düşünmekteyim,
Bu günün mo'larına niye,
Hâlâ eskimo denmektedir?
Eskiyor aynalar, bin yıllık çehremi gördükçe,
Mehtapta bir kuğu suya iner her gece,
İradesiz bir insan oluverdim iyice,
Nerede hata yaptım, soruyorum her gece.
Geride bir hiç kaldı eyyam-ı nev-baharımdan,
Midemi üşütmüşüm, ölüyorum ağrımdan.
Aşktan önce ihaneti öğrenmiş,
Hayırsızın biri idi Firûze...
Ne öldürür, ne güldürür vesselam,
Duyarsızın biri idi Firûze...
Güzellikte dengi yoktu civarda,
Gecenin karanlığı gözlerinde gizlensin,
Gündüzler tehlikeli,dışarı çıkma güzel!
Değil boyun,endamın, adın bile özlensin,
Rüyalarına bile ağyârı sokma güzel!
Esen rüzgâr, koparır, saçından bir tel alır,
Gökyüzünü unutmuş bir beyaz güvercinin,
Yorgun kanatlarını kollarına tak da gel.
Masallar uydur yokluğuna kefaret diye,
Geriye dönebilen tüm yolları yak da gel.
Öyle büyük arzuhalim yok benim,
Sokağı dönmeden bir kez bak, yeter!
Dakikalarca istemem, ansızın,
Gönlümdeki lâmbaları yak, yeter!
Saçlarınla bağlamışsın kolumu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!