Nedir bu masum ruhları bize doğru fırlatan şey?
Bak, nasıl da bitap düşmüşler, atmış betleri benizleri
Keten kumaşla sarılmış karyolalarında, bileklerine bağlanmış adları,
Küçük gümüş ödüllerini almak için neleri göze almışlar, neleri.
Gür siyah saçlı olanlar da var, kel olanlar da.
Ten renkleri pembe veya solgundur, kahverengi veya kırmızı;
Nedir masumiyetimiz,
suçumuz ne? Çıplak
herkes, güvende değil kimse. Ve bundandır
cesaret: yanıtlanmamış soru,
kararlı şüphe –
dilsizce çağırır, sağırca duyar- ki
Yaşayan canlılardan çok eşyalara kulak ver.
Ateşin söylevini dinle.
Suyun söylevini dinle.
Dinle, rüzgârın ağaçlara iç-çektirdiği yeri.
Bu atalarımızın nefes-alışlarıdır.
Ölüler tamamen çekip gitmedi.
Ne kadar dayanır bir gergedan
kımıldadıktan sonra?
Yine ne anlatır yapraklar
yeni ilkbahara dair?
Ne kadar konuşacak diğerleri
bizler çoktan konuşmuşsak?
Pedagog Marinello hakkında
José Martí ne söylerdi acaba?
Nerede bir zamanlar ben olan o çocuk,
hâlâ bende midir yoksa gitmiş midir?
Hoşlanmadığım şey bilir mi hoşlanmadığımı
ve benden hoşlanmaz mı kendisi de?
Nerede ölüm gazetenin anlatımında?
Telefon görüşmesinin neresinde bulabilirim?
Ve parlamenterin hükümete yönelttiği önergedeki ölüm-
nerede hani?
Hangi yazıda, hangi kabloda, hangi kafada
saklanmış ölüm?
Anımsadığım ülkede güzdür şimdi.
Nasıl sıcak bir rüzgar esmişti yollarda!
Ve gölgeler uykuya dalmıştı yamaçlarda
Uzun güneşle şirinleşen yaz günleri boyunca.
Nasıl tanıdı üzümler
salkımların birliğini?
Ve bilir misin hangisi daha zordur,
tohumu ekmek mi, hasadı toplamak mı?
Mutluluk nedir bana anlatır mısınız diye sordum
hayatın anlamını öğreten profesörlere.
Ve binlerce kişinin işini yönlendiren
meşhur idarecilere gittim.
Hepsi kafalarını salladı ve gülümsedi bana
sanki kendileriyle dalga geçiyormuşum gibi.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla