İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Şimdi, tam şimdi, Eros’un tatlı ezgiler çıkardığı
Bu kahverengi toprağın üstünde
Dolanacağız ikimiz, el ele,
Eski dostluğumuz hürmetine sabırlıyız,
Güzelim sevdamızın böyle bitmesine
Yas tutmayacağız.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Efendim, Roma sümbülleri çiçeklenir kâsede
Ve kış güneşi emekler karlı tepelerde;
İnatçı mevsim sürmekte.
Hayatım hafiftir, bekler ölü rüzgârı,
Elimin sırtındaki bir tüy misali.
Güneş ışığında toz ve köşelerde hatıra

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Gördüğüm ilk şey ağaçlardı, yabanıl
çiçeklerin muhteşem güzellikleriyle süslenmiş yarıklardı,
nemli çayırlardı, alazlanan ormanlardı,
ve dünyanın son noktasındaki benzersiz kışlardı.
Çocukluğum ıpıslak ayakkabılardı, sık ormanda devrilen
çürüyen ağaçlardı, sarmaşıkların ve böceklerin yuttuğu,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Görüyor musun bu elleri? Bunlar ölçtü
yeryüzünü, ayırdı
mineralleri ve mısır türlerini,
barıştı ve savaştı,
yendi uzaklıkları
bütün denizlerde ve ırmaklarda,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Uyuyan çocuk hatırına benim içimde taşıdığım gizem-dolu dehlizim. Ve bütün yüreğim dua dolu, taşıyorum gizemi içimde çünkü.

Sevgiyle hafiflemiş sesim yumuşacık, çünkü uyandırmaktan korkuyorum O'nu.

Gözlerimle arıyorum şimdi yabancı yüzlerin içlerindeki acıyı, çünkü başkaları görecek solgun yanaklarımı ve anlayacak nedenini.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Alacakaranlık! Ve siyah
Ve ağır ruhumu
Hüzün törenlerine çağıran
Rüzgârın nefesini dağıtır bellek.
Sessizlikle uzlaşmış dünya
Uçsuz bucaksız bir denizdir.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Küçük kedi ayaklarla
gelir sis.


Sessiz kalçalarla
oturur bakar

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Her zaman bizimledir sıska insanlar,
Gri insanlar gibi yetersiz ebattalar

Sinema perdesi üstünde. Deriz ki
Gerçek değiller:

Devamını Oku
İsmail Aksoy

sisle dolu
bütün gece o bitkibahçesi - bir park gibi
ve arkasında onun
çitin arkasındaki sis-ormanında
gugukkuşunun sesi
hâlâ-dinelen bir dinmemişlik gibi

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Tepeler iniyor beyazlığın içine.
İnsanlar ya da yıldızlar bakıyor bana
Üzgünce, uğratıyorum onları sukutuhayale.

Tren bırakıyor bir nefes çizgisini.
Ey yavaş

Devamını Oku