İskeleler Kan Revan Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
2872

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

İskeleler Kan Revan

Titreyişinden Munch’un,
Sızmış, bir garip humma,
Kuzeydeki dışavurum.
Bu his tufanı, sığamazdı,
Dününe, payı Edvard’ın teslim edile.
Şunun, fakat şurasında,
Neydi manası, o eğerken,
Fiyortları, semayı vesaire?
Burulmuş kederler,
İskeleler kan revan.
*
Senin ellerin, Kafka’nın,
Şatoları kuşatan elleri,
Misali devasa.
Ve onunkilerden, her biri,
Senin şeffaflığın.
Oyuk yüzlü tablo,
Sunulan şuna buna, Oslo’da:
Kesif bir yeis, fışkırdı ortaya.
Dehşet saçarken çizdiğin.
Ah, heyhat! Gör sen:
*
Strindberg, evrilmiş;
Edgar Allan Poe’ya;
August’tan Poe,
Karanlıktır ziyade;
Munch, ‘Lanet olası!...
Dönüşümde sundun,
Tini, safi cinnete,
Lakin, bir meşum devir,
Maziden hatıra.
Ve haykırışını, hiçlik okyanusu namına..
*
Rüya diye isimlendirdiğimiz,
Olgunun, bilakis hakikat olduğunu,
Şunun da, farklı bir hakikat,
İnsanlıkça ve lakin,
Bize örtülmüş durduğunu;
Mamafih, bu iki hakikatin iç içe,
Geçmesiyle akışkan,
Örtülmüş hakikatteki,
Silinerek, somut olanın ortadan.
*
Gösteren, şuur önüne çıkışını,
Maskesiz, o hakikatin senin,
Fırçandaki tuhaf titreşimler:
Kanlı Gökyüzü ve Köprüdeki Figür,
İle Sahildeki Melankolik Taşlar…
Doğrunun, özünde doğru olan,
Ufkun üzerine abanıyor oluşu,
Arka plandaki sarsıntılar:
Ya, bir ürperti hissi kapmaksa,
Bu sarsıntılardan, kapmak basit bunu:
*
Ki, eriyen mum, kızgın tavada;
O lanetli rıhtım, o engin sezi;
Asıl karamsarlıkta,
Bir ulu inat, gece görüsü,
Köprüdeki Boşlukta,
Ortasında,
Bükülen parmaklıklar ardında,
Ve bir akşamüzeri kaosu:
En bulanık, fakat his yegane:
Munch’un,
Seziyorum gezindiğini şuralarda.
Çenesi kilitli,
Çığlık tablosundaki misal;
Sırtındaki, köhne, siyah bir ceket,
Son ilmeğine dek geçirilmiş.
Edvard, Edvard’ı betimliyor!

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 29.11.2025 20:58:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!