rüya’…
bu gece hiç bitmese
bin devir sürse
karanlık her yanı sarsa
umurumda mı sanki
hadi söyle
silemez misin
sana dair tüm yanlışlarımı
o ilk günkü gibi yeniden yazamaz mısın beni
dağların en gizemli yerlerinde doğan
buz gibi, ama dupduru ırmaklar gibi
siyah kar taneleri düşer hayalinin üstüne
ben kış olurum, sense ilkbahar
şurada, gözlerinin önünde kardan bir adam var
varlığının güneşiyle erirken, yokluğunla nalan
anılar bir mahkumun kalbine nasıl düşerse
…
yeterince rüzgar aldın mı yelkenlerine
okyanuslar ötesine gitmek için hani
hani benden kaçmak
kalbimi alıp gitmek için uzaklara
şu sözümü iyi dinleyin
12 Eylül günü saatler geceye vurduğunda
en başta siz ey vatansız vatanseverler
her darbede ülkeyi yirmi yıl geriye götürenler
Mamak Cezaevi’nde Ülkücü gençlerin tırnaklarını sökenler
sevsem
tadar mısın
şiirlerin zehrini
asla yaklaşmadan
çok uzaktan bakar mısın
fethetmek istediğin ülkenin
kedi’ye…
zamanı durdurmak vardı ya şimdi
kilitlenip kalmak vardı gözlerinde
geçip giden nehirlere inat
bir deniz gibi dolmak vardı yüreğine
Vatan toprağı olsun cennetin
Sen üşüme Alperenim
Cümle âlemin derdidir derdimiz
Ahmet Yesevi’den beri biz böyleyiz
Düşer, kalkar yine yürürüz
mazinin sayfaları kapanırken
orada, yaprak yaprak gömülen
toprak toprak boğulurcasına
nefessiz kalan biri var
geçmiş asla geçmemiş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!