buz gibi yalnızlık
ölü denizlerden kopup da geliyor
şimdi
külleri savrulan ölülerin ruhları ile dolu yüreğim
kapının ardında kalan tüm dostlarım için
hani yüreğimi çiğneyip de gidenler için
anlıma silahı dayasan ölüm on saniye
bir uçurumdan yuvarlasan ölüm on dakika
hani şu gidişin var ya ölüm her saniye
kimin gittiğini bile bilmezsin bazen
öylece durup bakarsın uzayan boşluğa
buradasın dedim
uykularımı çalmak için
nurunla güneş olup geceyi söndürmüşsün
buradasın dedim
zehirli kokunla
nemli duvarlara asılı fotoğraflar gibi
ıslak gözlerimde durur hayalin
her şey o son bakışta donup kalmış sanki
ne başlangıcı ve ne de bitimi var zamanın
şurada, kalbimin attığı yere saplı bir kurşun gibi
yağmurlara…
dur, böyle gidemezsin
esip gürledikten sonra hani
yüreğimi bin umutla doldurup
damla damla yağmadan
Bu gece en mutlu şiirleri yazabilirim
Yıldızları indirip göğün kalbinden
Yanaklarına gamze olarak kondurabilirim
Zamanı dondurup gözlerinin içinde
Birce bakışı sonsuza dek uzatabilirim
Karanlığı boğup mehtabın urganıyla
Gün gelir ihanet edenler sadakat dilenir
O keskin pençeli arslanlar köpekleşir
Bir rüzgar eser, taştan kaleler devrilir
Tanrı küsmeye görsün, nemrutlar taş kesilir
ben çöl, kum ve güneş cehennemi
sen bengisu
ölümsüzlük iksiri
içimdeki yangın
gözlerimdeki serap
dudaklarımdaki kan
yavaş yavaş öldürürler insanı
kimlerdir
nicelerdir
ne zaman gelmişlerdir
bilemezsin
bir de bakarsın
köpekler ulur her vakit
sen kalbini dinle
alnında izi kalsın aşkın
beş vakit
yağmur gibi yağsın yüreğin
ve




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!