sessiz bir akşam
zaman, gökten dökülen karlar gibi usulca akıyor
gözlerim pencerede, ruhum birini bekliyor
meçhul bir ilham perisi
zamansız ve telaşlı bir hayalet
ürkütücü yalnızlığım kadar başa bela
bir çığlık olur yokluğun
titrer ve kahrolur yüreğim
dört duvar arasında kalmışlar gibi
tutsak şimdi tüm düşlerim
ıssız gecelerde seni ararken gözlerim
sen ona de ki
bir gün gelecek melekler
ama o gün
asla mutlu bir gün olmayacak
güneşim gözleri
gözlerinde nar olup yansa
ve yine çarkları dönüyor o tarifsiz saatin
ve yine dili tutuluyor kalbimin
birazdan ağlarsam şaşmayın
neler anlatır gözyaşın
onu sakın sormayın
sadece ve sadece susun
deniz kibritle yanar sanıyor
kırılan kalbin ilacını bulmuş gibi
zehirli hançerini hoyratça saplıyor
maske üstüne maskeler takıyor
ruhu çırılçıplak, boya üstüne boya çekiyor
orada
bıraktığımız yerde duruyor güneş
zaman hiç akmamış gibi
kalbimizdeki güller büyürken
dikenleri hiç batmamış gibi
mutlu etmez mi insanı
nefret dolu bakışların ölümü
ve diz çöken ihanetin
affedilmez yalvarışları arasında
aşkın o keskin giyotini
düştüğünde küstah bedenin üstüne
az önce buradaymış
gözlüğü masada kalmış
ha bir de sayfa varmış
bir şiir olmalı bu
satırlara gözyaşı dökülmüş
biraz da kan
yalnızlık, sen hiç değişmemişsin
sen yaşlanırken sen hep aynı kalmışsın
zaman duruvermiş gözlerinde
o alaycı bakışların hala yerli yerinde
yalnızlık, sen hiç değişmemişsin
önemli olan, sorulara cevap bulmak değil
doğru soruları sorabilmektir
akıllı ve zeki insanların en büyük sorunu
yanlış sorulara çok doğru cevap verebilmeleridir
yanlış yaptıkları nokta şu:
yanlış bir sorunun doğru cevabı insanı hakikate ulaştırmaz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!