varlığın yeter
fırtınalar coşsa, denizler kaynasa
tüm gemiler, hazineleriyle batsa
valığın yeter
güneş olmasa bile, var sayarım
unutulmak için gelmiş gibiydi
hiç bir iz bırakmadan gitmeliydi
ne bir ses kalmalıydı maziden
ne de birkaç kelime
dokunmamış gibi zamana
girmemiş gibi hiçbir mekana
1. gece:
doldur ey saki aşk şarabından
Leyla kadar sarhoş olmak istiyorum bu gece
ve aramak istiyorum sadece kalbin Mecnunlarını
çöl fırtınalarında kaybolsam bile
bazen bir yolculuk başlar
yürür ya ayakların kendiliğinden
kalbin çekip götürür ya hani
her adımda canın acır ya
ah zamansız unutmak var ya
ayrılığa mahkum etmek kendini
ah Meri, keşke gitmeseydin
yokluğun zehir gibi
damar damar yayılıyor içime
her saniyede biraz daha ölüyor bedenim
usul usul tükeniyor hislerim
mutlu ol, istersen nefret et benden
güneşi de al gel dedim
güneşimi de alıp gittin
karanlıktayım
üşüyorum
bu kadar mı umarsızsın
benim bir umudum var
hayatı yaşanır kılan
yaralı kalbime merhem olan
benim bir umudum var
gecenin son mumunda tükenen
karanlık..
ışığa muhtaç beklersin
oysa güneş bu kez doğmayacak
“doğu”dan akıp da gelmeyecek
bilirsin
insan güneş kadar aşık değildir dünyaya
adlarını sorsan bilemeyecekler
kimliksiz ve duygusuzca yaşayacaklar
yakından görünen dağlar gibi
uzaklaştıkça küçülüp yok olacaklar
buzlu bir camdan gelir geçer rüzgarlar
tükendim ey mutluluk
nefes almak mıdır yaşamak
soruyor içimdeki ölüm
yüreğim sancılarla kıvranıyor
acıların sessizliğinde sönüyor umutlar
bir gün gelenler, bin gün bekletiyorlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!