yağmur duasına nasıl çıkarsa
toprağı, dudağı, yüreği kurumuş insanlar
ve nasıl yalvarırlarsa
can dilenir gibi ta yürekten
dizlerinin üstüne çöküp
seviyormuş
ne çıkar ki bundan
durmamışsa kalbi
bunu söylerken
seviyormuş
sen üşüme annem
biliyorum kar yağıyor Kars’a
buz gibi donuyor şimdi ne varsa
cümle alem donsa bile
sen üşüme annem
bir ölüm merasimidir bu
biri gömülecektir topraklar altına
güneş doğu’dan kalkıp gelmiş
insanlar nefes alıyorken
biri gömülecektir
biri ağlıyordur
Feryatsız figansız çıldırttın ya beni
Göçmen kuşlar gibi sürdün ya beni
Olunmaz gurbetlere saldın ya beni
İflahsız düşlere sardın ya beni
Ebedi seviyordun hani
Bu zalim gidiş ne ki
denizlere aşık olmak gibidir seni sevmek
gözlerinde vurgun yemek
kalbinin sonsuzluğunda yürümek
denizlere aşık olmak gibidir seni sevmek
bir uçurumun kıyısından sana bakmak
insanlara yaklaştıkça yalnızlığın artacaktır
çünkü dünyanın en yalnızları okyanustaki damlalardır
bir türlü kendileri olamazlar
oysa hep kendilerini ararlar...
varsay ki ben öldüm
büyük bir merasim düzenledin
usul usul attın toprağı üstüme
gözyaşları ile ördün kabrimi
bir anıt diktin acıdan
yas ile sardın bedenimi
karanlığın düştüğü her gecede
aydınlığın yüzünün güldüğü her sabahta
bulutların yaş döktüğü her günde
beyazlardan görünmeyen yollarda
mutluluktan, üzüntüden geçilmeyen yıllarda
ihtiyacım var sana
bazen sessizce yürümelisin, bazen bir çığlık gibi
bazen parmak uçlarına dokunarak
bazen yerleri yerinden oynatarak
dağlar içinde yollar bulmalısın
bazen tüm gemileri yakıp ölümün tam ortasına
yürümelisin… varacak bir yerin varsa eğer




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!