İnsanım İşte
Her zaman iyi olamıyorum.
Bunu söylemek
eskisi kadar zor değil artık.
Sabah oluyor.
Perdeyi açıyorum.
Güneş içeri giriyor.
Ben...
biraz daha yatmak istiyorum.
Bazen insanın
güneşe bile hâli olmuyor.
Çay koyuyorum.
Sonra unutuyorum.
Soğuyor.
Masada öylece duruyor.
Telefon elimde,
ekrana bakıyorum.
Ne beklediğimi bilmiyorum.
Belki bir mesaj.
Belki yıllar önce
gelmesi gereken bir özür.
Gelmez.
Biliyorum.
Yine de bekliyorum.
İnsanın kendine bile
itiraf edemediği şeyler oluyor.
Akıl “bitti” diyor.
Yürek,
duymamış gibi yapıyor.
Ben ikisinin arasında
yaşayıp gidiyorum.
Kızıyorum bazen.
Çok.
Bir haksızlık görüyorum,
içimden bir sürü şey geçiyor.
Söylemiyorum.
Neden?
Bilmiyorum.
Belki korkuyorum.
Belki yoruldum.
Belki de
insan her gördüğüne
ses çıkaracak kadar
güçlü değil.
Sonra gece oluyor.
Gündüz sustuklarım
gece çıkıp geliyor.
Odanın içinde
kimse yok.
Ama ses çok.
“Niye sustun?”
diyorlar.
Cevap vermiyorum.
Ne diyeyim?
Korktum işte.
İnsan korkuyor.
Ben de korkuyorum.
Telefonun çalmasından
bazen.
Çalmamasından değil.
Çünkü bazı telefonlar
bir haber getirmiyor yalnızca.
İnsanın hayatını
ikiye bölüyor.
Öncesi.
Sonrası.
Sonrası zor.
Bunu yaşayan bilir.
Çocuklarımı düşünüyorum.
Sevdiklerimi.
Bir ekmeğin
bazı evlerde
neden bu kadar hesaplandığını.
Pazarda bir çocuk gördüm geçenlerde.
Oyuncaklara bakmıyordu.
Filelere bakıyordu.
Bunu gördüm.
Sonra eve geldim.
Ne yaptım?
Hiç.
Çay içtim.
Ama o çocuk
akşam boyunca
aklımdan çıkmadı.
İşte bazı şeyler
insanın içine böyle giriyor.
Sessizce.
Sonra biri çıkıyor:
“Pozitif düşün.”
İyi de...
Neyi?
Bir annenin
çocuğuna yedireceği lokmayı
kendi ağzından sakladığını görünce
ne düşüneceğim?
Bazı şeyler
güzel cümleleri sevmiyor.
Öylece kalıyor.
İnsanın karşısında.
Ben de bazen
öylece kalıyorum.
Aynanın karşısına geçiyorum.
Yüzüme bakıyorum.
“Bugün de mi?”
diyorum.
Bugün de mi
toplayacağız kendimizi?
Giyin.
Gülümse.
Çık.
Kimse anlamasın.
Bazen olmuyor.
İnsan kendi yüzünü bile
taşıyamıyor bazı günler.
Her kırık
hemen düzelmiyor.
Bazı yaralar
kapanmıyor.
İçinde bir oda oluyor.
Kapısını kapatıyorsun.
Ama sen biliyorsun
orada ne olduğunu.
Hayata küsmüş değilim.
Sadece yoruldum.
Yorulmak da
insana mahsus.
Ağaç bile
sonbaharda bırakıyor yapraklarını.
Ben neden
her şeyi tutmaya çalışıyorum?
Bilmiyorum.
Bazen ağlıyorum.
Sessiz.
Kimse görmesin diye değil.
Sadece konuşacak
bir şeyim kalmadığı için.
Bazen telefonu sessize alıyorum.
Pencerenin önüne geçiyorum.
Yağmur varsa
onu dinliyorum.
İyi geliyor.
Çünkü yağmur
“geçer” demiyor.
“Güçlü ol” demiyor.
Yağıyor sadece.
Belki benim de
buna ihtiyacım var.
Kimsenin
bir şey söylememesine.
Ben kötü biri değilim.
Bazen kırılıyorum.
Hepsi bu.
Nankör değilim.
Sadece bazı şeyleri
kabullenemiyorum.
Umutsuz değilim.
Ama bazı sabahlar
umut edecek hâlim yok.
Bunu söyleyince
sanki ayıp bir şeymiş gibi
bakıyor insanlar.
Değil.
Her gün iyi olmak
zorunda değilim.
Kendime artık
“güçlü ol” demiyorum.
Bazı günler
sadece:
“Bugün böyle.”
diyorum.
Ağla.
Kız.
Sus.
Özle.
Yanıl.
Becereme.
Olur.
Ama kendine
yüklenme.
Çünkü insan
kendi yarasına
kendi eliyle dokununca
daha çok acıyor.
Belki bir gün
yine gülerim.
Bir çayın buharında.
Eski bir türküde.
Çocukluğumdan kalmış
bir sokak kokusunda.
Nereden geldiğini
anlamadan.
Bir akşamüstü
gökyüzüne bakarım.
Öylece.
Belki hiçbir şey düşünmem.
İyi olur.
Bugün değilse
yarın.
Yarın değilse
başka bir gün.
Artık acelem yok.
Canım yanıyorsa
biraz yansın.
Bırakın.
Her şeyi hemen
düzeltmek zorunda değilim.
Ben robot değilim.
Kalbim var.
Bazen susuyor.
Bazen taşacak gibi oluyor.
Bazen de
durup dururken
hüzünleniyor.
Ama hayatı seviyorum.
Öyle büyük laflarla değil.
Bir çocuğun gülüşünde.
Bir dostun
“neredesin?” demesinde.
Sobanın üstünde
ısınan ekmekte.
Eski bir türkünün
bir yerinde.
Bazen eksik.
Bazen kırgın.
Ama seviyorum.
Düşüyorum.
Bir süre kalkmıyorum.
Kimse bilmek zorunda değil.
Sonra...
İçimden küçük bir ses:
“Haydi.”
diyor.
Kalkıyorum.
Bazen kalkamıyorum.
O da olur.
Bir bardak su içiyorum.
Pencereyi açıyorum.
Yüzümü yıkıyorum.
Derin bir nefes.
Sonra:
“Bugün olmadı.”
diyorum.
“Yarın bakarız.”
Hepsi bu.
Belki bazen
hayata tutunmak
büyük şeyler istemiyor.
Bir bardak su.
Açılmış bir pencere.
Temiz bir nefes.
Ve biraz zaman.
Ben iyiyim demiyorum.
Ama...
buradayım.
Bugün böyleyim.
Yarın ne olur,
bilmiyorum.
Belki gülerim.
Belki yine kırılırım.
Belki ikisi
aynı gün olur.
Ne fark eder?
İnsanım işte.
Hikmet Metin ÇavdarKayıt Tarihi : 29.08.2026 15:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!