İnsancık Şiiri - Kumru Almacak

Kumru Almacak
12

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

İnsancık

Evin bütün duvarları yerinden oynuyordu
ve ben çocukluğumdan beri bildiğim o sesi
ilk defa kendime yetiştiremiyordum.

Bırak da
şu göğsüm biraz çöksün,
şu ellerim biraz titresin,
şu boğazımda yıllardır düğümlenen
o devrik kelime
bir kere olsun
kan olmadan çıksın.

Bırak.

Ne olur bırak artık.

İçimdeki bütün kapıları
tek tek söktüm yerlerinden,
pencereleri kırdım,
duvarlara adımı kazıdım
ama hiçbir yerden çıkamadım.

Bir çift göz karanlığın içinden baktı bana;
tanıdım ve keşke tanımasaydım,

Tanımak,
insanın kendine açtığı en eski yaradır.

Sonra avuçlarımda
sıcak bir boşluk kaldı.

Ama hiçbir dua düşmüyordu.

Yalnız,
bir tüy
bir avuç kül.
titreyen parmaklar.

Ve ben hala
bir şeyin ölmemesi için
ölür gibi yalvarıyordum.

Ne kadar korkunç bir geceydi.

Ne kadar uzun.

Ne kadar benimdi.

İçimde bir yer vardı,
onu ateşe verdim;
perdelerini, duvarlarını,
içinde sakladığı bütün yumuşaklığı
tek tek yaktım.

Bir daha hiçbir el
orada kendine yer bulamasın diye.

Ama külün altında
hala bir şey kıpırdıyordu.

Hala.

Ne kadar bastırsam,
ne kadar sustursam,
ne kadar dişlerimi sıksam da
ölmedi.

Kahretsin.

Ölmedi.

Hala bir şeye acıyordu.

Hala bir şeye inanıyordu.

Hala ellerini uzatıyordu.

Sonra dizlerimin üzerine çöktüm;
avuçlarım kül içinde,
boğazım taşla dolu,
gözlerimden nehir gibi bir şey akarken
o küçücük şeyi göğsüme bastırdım.

Ve bütün gece boyunca
kimseye hiçbir şey söylemedim.

Belki,
İnsanın en büyük vahşeti
içindeki iyiliği öldürmeye çalışırken
ona hala sarılabilmesidir.

Sabah oldu.

Duvarlar yerinde kaldı.

Ben yürüdüm.

O hala çırpınıyordu.

Kumru Almacak
Kayıt Tarihi : 18.08.2026 21:05:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!