Bir tınıydı evvela ruhumu yerin den eden,
Bir sırdı gizli cevher, sükûtu mesken eden.
Şarkılar dökülürken, bir miraca yükseldim,
Kendi sessizliğimin çölünde suskunca gezdim.
Lisanım yok benim, sükûtu feryattayım.
Mekânım yok benim, bir garip gurbetteyim.
İmkânım yok benim, vuslata hasretteyim.
Efgânım yok benim, dilsiz bir hayretteyim.
Zamanın nabzı durdu, o sesle kıyam koptu,
Varlığımın mülküne yepyeni hüküm kondu.
Sözün menzili bitti, ben o sükûtta kaldım,
Başkası nasiplenirken ben yoklukla sınandım.
Şimdi anladım elbet asıl hüner ondaymış,
Kasvetin kirli pası ona hiç uğramamış.
Güzellik bir kalıp değil ruhun askısıymış,
Ondaki her noksanlık lütfun aslıymış.
Eksik ne varsa dünyada onda kemale ermiş,
En kurak duygularım onunla sılaya inmiş.
O, kâinatın en zarif, en kuytu bestesi
Ben ise o bestenin hiç duyulmamış sesi.
Tuğba T.
25.03.2026
Kayıt Tarihi : 8.08.2026 09:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!