Aşk mı beni bu hâle sokan,
Yoksa ben miyim bu hâli aşka yoran...
İçimde dinmeyen bu amansız hezeyan,
Zorluyor gönlümü farkında olmadan.
Başka bir can mı buluyor bu ten,
Saçlarının dalgası rüzgârda ağlar,
Süzülüp içime yolumu bağlar.
Eridi derdinden o yüce dağlar,
Aşk benden ırak olsun.
Gözünün karası oldu zehir,
Aşk diyorum beyefendi,
Beni bu hazin sona sürükleyen,
Size olan aşkımdı.
Gözlerinizin kuytusunda unuttuğum ömrüm,
Uğruna kendimden vazgeçtiğim,
Karşılıksız bir sevdaydı.
Sevdim seni hiç düşünmeden
Ne istiyorsun ki benden?
Ayrılık geldi istemeden.
Uzak kaldım ben senden.
Rüzgâr aldı sözlerimizi
Bir gün bahar olur önüme güller serersin,
Ertesi gün fırtına, ömrümü harap edersin.
Ben hangi yüzüne umut ekeyim söyle,
Hem can verip hem canımı ellerinle sökersin.
Bir bakışın şifadır, yaralarımı sarsın.
Çabaladım vurdum taşa başımı,
Toprağa akıttım kanlı yaşımı.
Pişirdim feleğin zehir aşını,
Yine de doymadı sildi adımı.
Ne geri dönecek bir yol bıraktım,
Mavi bir çiçek açtım, bahar kapıya gelince,
Gözlerim seni aradı binlerce arı içinde.
Nice kanat geldi kondu üstüme de
Yokluğunu unutturacak tek bir nefes değmedi bu gövdeye
Rüzgârın sesini dinledim, bir haber var mı diye
Her esinti içime çöktü, adını zikrettikçe,
"Bir umut..." derdi her gece sessizce,
Yorgun düşen hayallerini toplardı gizlice.
Zehirli dumanlarla ömrü geçip gitse de,
Onu asıl öldüren kirli sözlerdi neticede.
Geceyi gündüzden daha çok severdi,
Milyarlarca göz dikilmiş üzerime hepsi bir ışık peşinde,
Görüyorlar parıltımı da kimse bakmıyor içimdeki ateşe.
Ben burada her saniye kendimi yakıp kül ederken,
Onlar bir dilek sığdırıyorlar ben ölüme doğru giderken.
O kadar yüksekteyim ki ne bir el uzanabilir bana
Dünyayı kendine yuva mı sandın,
Sevdiğini toprağa gömdükten sonra?
Bir sahte cennetin rengine mi kandın,
Vuslatı mermer taşa verdikten sonra?
Sığar mı bu ruh artık dört duvara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!