Parasız ve işsiz genç, merhaba diyordu yenigüne.
Yaşadığı şehrin, uğultu ve karmaşasında kaybolacağını biliyordu.
Ne yüzünü yıkamış, nede kahvaltısı yapmıştı.
Şehrin iki yakasını birleştiren, asma köprüde almıştı soluğu.
Köprü yoğun trafikten kilit durumdaydı.
Parmaklıkların denize bakan tarafına, atik bir hamleyle atlayıp
- Yeter, Yeter lan! diye haykırıyordu.
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta