Şafak yardı Salih'in gecesini.
Güneş mahmur gözleriyle henüz uyanmıştı.
Hûd'un altısına teslim olan serçeler,
Bir sabah türküsü mırıldandı.
Çiğ toplamış yapraklarını açarken göğe yediveren,
Seni neden sevdiğimi sormuştun;
Çünkü sen Orta Afrika'da ilkel bir kabilenin inandığı,
Arkaik bir dindeki kurtarıcı inancı gibi
Kutsal ve umut vericisin.
Senin gelişinle bahar gelecek.
Çiçekler açacak diyarımda.
Sükûtum nefesime eş,
Yutkunmadığım an yok.
Tek hece zor gelirken,
Bak şimdi lâl olduk.
Bilmem hangi kelime,
Samimiyet öldü bugün,
Ruhumun sokaklarında.
Yarım bir sükût kaldı,
Dostun dudaklarında...
Kırık bağlamam, garip sazım elimde.
Atam Süleymanoğlu yaşar dilimde.
"Neden daha evvel atlatmadım?" deyince,
Sözüm yetmez anlatmaya, efendiler...
Mart ayının altmış sekiz kışında.
Bin günahı bir elmaya sığdırıp,
Cennetten kovulanlar gibi seviyorum seni.
Bundandır, ikinci bir kadın ihtimali olmayışına rağmen, kıskançlığını Havva'dan miras alışın.
Öyle bir seviyorum ki seni;
Seninle evleneceğim.
Ben, balkonunda fesleğenlerinin ıslanmasını izleyen genç kız değilim.
Olsaydım, yağmur güzel yağardı.
Ben, kahvesini yudumlayan genç yakışıklı da değilim.
Olsaydım, yağmur güzel yağardı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!