Bulut muyum bilmem, doldum taşıyorum.
Yağmurdan kanatlarımı gökyüzüne açıyorum,
Hasretinle okyanuslar, kıtalar aşıyorum.
İçimde sen kokan bir efsaneyi yaşıyorum...? ?
Sevgili Allah'ım ,
Adem'in günahıyla geldim sana.
Birde, avucumda tevbesiyle .
Kul hatasından belli olurmuş,
İnsan sevmesiyle...
Şimdilerde çaresizlik şehrindeyim,
Gözlerin kör, kulakların sağır,
Dillerin lal ve akılların mezar olduğu
Bir adım öteye gidemediğim yerdeyim...
Aslen nerelisin diye sordu ,
Biraz zaman evvelce ,
Çok şaşırdı Cennet' liyim deyince .
Siz dedi , sürgün olmadınızmı ?
Geri dönmek gerek ...
Sence de Çok kalmadık mı ?
Dinle beni Aziz Efendi ,
İnsanlar kızıyorlar bana , gamsızsın diyorlar.
Halbuki tanımıyorlar bile beni
Benim mizacım böyle .
Allah aşkına onlara sen söyle,
Renklerimiz... ah renklerimiz.
Ecel sırrı
Bir sırdın aşikâr oldun ,
Ecel meğer sen neymişsin .
Perdeler ardında gizli sanırdım ,
Meydanlık yerdeymişsin.
Bilmem ki biz ne ettik zamana ,
Çocukken, alıp ellerimizden umudu
Neden serpdi üzerimize ,
Saçlarımızı, ağartan Bulutu ,
Şehrimizin denize çıkan yolları yoktu ,
Daglarımızın Başı dumanlı, dışı soğuk ,
Endam
Sen ilhamısın kalbimin , ey bahçemin gülü,
Üzerine toprak serptiğimdendir, hayallerim ölü,
Hatırlamıyorum ne yarını nede dünü ,
Sensizken kuruttular içimdeki gölü
Gönül coğrafyasının,
Saadet ikliminde ,
Zamanın derininde ,
Dünya bahçesinin,
Herhangi bir yerinin toprağındanım ben ,
Kendi yağım , kendi tuzum ,
Sana kavrulurum , kuzum
Aşk aşımı , tencereme,
Gölgen düşer pencereme.
Kızsam da kıyamam , sence neden ?
Kızsam , sonra el ne der.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!