Bir sırdın, âşikâr oldun.
Ecel, meğer sen neymişsin.
Perdeler ardında gizli sanırdım,
Meydanlık yerdeymişsin.
Kimimiz çocuk, kimimiz yaşlı,
Sen ilhamısın kalbimin, ey bahçemin gülü.
Üzerine toprak serptiğimdendir hayallerim ölü.
Hatırlamıyorum ne yarını ne de dünü.
Sensizken kuruttular içimdeki gölü.
Sen gelirsin, hizaya geçer tüm heceler.
Gönül coğrafyasının,
Saadet ikliminde,
Zamanın derininde,
Dünya bahçesinin
Herhangi bir yerinin toprağındanım ben.
Kendi yağım, kendi tuzum,
Sana kavrulurum, kuzum.
Aşk aşımı tencereme,
Gölgen düşer pencereme.
Kızsam da kıyamam, sence neden?
Sağır sultan dinlesin şimdi satırlarımın sükûnetini.
Evvela bir yudum alsın hasret kadehinden.
Sonra gözleri dalıp gitsin, benim gibi uzaklara.
Ve anlasın hasretin hicranını,
Hissetsin sensizken eksik kalan bir yanımı.
Bir gün konuşmamız lazım, Haticem.
Sana bunları ha dedim, ha diyeceğim.
Bir gece yarısı, mahalle arasında,
Eski elektrik trafosunun yanında.
Sağların ve solların,
Sen hey kadın, perişanıma yeter adın.
Geceleri seni dinler, bak kaldırım.
Kaldırımda seni ararım adım adım.
Ben yakamoz, sensin benim mâhım.
Sen kutuplarda benim kardan evim.
Ben İlyas, şiir sevenler beni affetsin.
Ben şiir de yazamam öyle; şair beni affetsin.
Redif, kafiye de bilmem ben; edebiyatçılar affetsin.
Türkçem de iyi değildir; sözlük beni affetsin.
Nasıl başlasam bilemedim; besmele beni affetsin.
Kalk ey gönül... Neyi beklersin?
Seni bekleyen bir ihtilâl var aklımın meydanlarında...
Saraylarını bas, akıl denen gafilin,
Bir Kürşad edasıyla.
Besmeleyle başladım sözlerime,
Tek tek özür diledim gözlerinden.
Sözlerimin hepsi özlemimden.
Sen de özlediysen durma, gel.
Bahar gibi gelmeni bekliyor gözlerim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!