Oysa yıldızlar sönmüştü;
Geceye küsen gözlerin kararan perdesinde,
size, görüneni değil
gizliyi görmenin sırrından bahsedeyim biraz
her şeyin perdelerinden arınmış özüne yaklaşmayı düşleyen
suyun, toprağın, rüzgarın renginden
orada ölmek istiyorum dediğim
Satır aralarında saklanıyorum hâlâ,
orada daha yakınım sana.
Kâğıtlar yansa, kelimeler küle dönse bile
içimdeki o “gel” yarası
Hatıraların paslı kapılarını çalan gizli bir anahtardır dua;
zamanın örümcek ağlarını zarafetle süpüren bir vefa rüzgârı...
Yitik şehirlerin bahrî gazelleri gibi içten,
kırık dökük seslerin en duru yankısıdır.
Bir tenhalıkta ansızın hatırlanmanın o mahcup sevinci,
kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerde devreye giren
yeni bir şiir yazmak istiyorum
bilemedim
nerden başlayacağımı
binlerce şiir akıp geçerken
nehir gibi zihnimin içinden
heceleri bir bir
gönül bütün acı reçetelerin ilacıdır
çözümsüz tarafıdır bilmecelerin
hayal ve sevdalar
bir gün tutarlar ucundan
öyle ya ismail
darbe yapacak kadar hain adamsınız
veya şöyle soralım
gerçekten
yüz küsur kişiyle mi darbe yapmaya kalktınız
siz aklınızı peynir ekmek ile mi yediniz be
ellerim buz,
bedenimde bir ürperti
içimde bir korku,
etkisindeyim, içime sığmayan bir şeylerin
irice bir düş geçiyor göz hizamdan
tek kanadı kırık yaralı bir kuş misali
arşın gölgesi altında
alnımızı ve göğsümüzü sıvazlayan
en fırtınalı
en sıcak dönemi
kırılganlığı yaşıyoruz
ve gecenin sesini işitirim ben bir yapraktan döküldüğünde
bir ağaç arkasında rüzgarın öksürdüğünü ben duyarım
suyun hapşırmasını
geçtiğinde her taşın deliğinden
balkonların tavanından kırlangıçların cik,cik seslerini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!