İlle De Aşk Şiiri - Seval Deveciler

Seval Deveciler
83

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

İlle De Aşk

İLLE DE AŞK
En sevdiğim gömleğini giymişti. Yeşil gözlerine en çok yakışan gömleğini… Sarıldım, kokusunu çektim içime son kez. Gözlerindeki ışıltı beni biran alıp çekti kalbine doğru… Direndim…
Oturduk cam kenarındaki en son masaya. Ve başladı anlatmaya. Dinliyordum onu, sadece dinliyordum… Sorunların sonuna geldiğinden, artık engellerin daha kolay aşılabileceğinden bahsetti ve bunu nasıl başardığımızdan… “Az kaldı” derken içi gülüyordu gözlerinin…
Yine hayallere daldı besbelli, gözlerinde benim tanımadığım bakış… İşte, o yabancı bakış yine… Bize ait olmayan hayalleri seyreden bakış…
Benim tayinim çıkıpta buradan gittiğimde her şeyi geride bırakıp geleceğini söyledi… Nasıl bir evimiz olacak, duvarın hangi köşesinde kimin resmi yer alacak bir bir anlatmaya başladı. Neler yapabiliriz, nerelere gidebiliriz… Her şey, yarına dair her şey… “O gün” dedi gözlerime bakıp, “o gün, şimdi katlandıklarımızın mükâfatını alacağız. Sadece ‘biz’ olacağız.” Gülümsedim…
Onu hayatıma aldığımdan beri değişmeyen cümlelerdi bunlar. İnancı tüketmiş, umutları bekletmiş, eskimiş cümleler… Tek karesi bile bana ait olmayan hayal kırıntılarıydı sözcüklere yüklenenler… Yine de umut etmiştim, yanımda olmasını dilemiştim bunca zaman. Sadece ellerimi tutup, gülümsese bana yeterdi. Evimiz olmasa da olurdu, ya da hayallerimiz… hiçbir şey olmasındı, sadece biz olsaydık…
Olmamıştı… Aramızdaki -bence ilişki bile olamayan – ilişkinin can çekiştiğini o hiç göremedi. Göremezdi de… Yorulmuştum, onunla savaşmaktan değil ama, ona karşı savaşmaktan yorulmuştum. O bilemezdi veya ben ifade edemezdim bunları ona…
O, çayından bir yudum alırken bir savaş bitti içimde. bu defa kanmamaya kararlıydım. İçimdeki inatçı çocuk dikildi karşıma:
“Vazgeçersen kaybedersin! ”
Kaybetmeyi göze alamadım.
Ellerini tuttum son kez… Sıcacıktı… Ve yumuşacık, olabildiğince pürüzsüz… Gülümsedim gözlerine kararlılıkla.
“hatırlıyor musun, sana bir söz vermiştim? Buradan gittiğimde senden vazgeçecektim…”
Aslında bir yanı bunu istiyordu, o da biliyordu ama itiraf edemiyordu, hiç bana ait olmayacaktı. Gözlerinde gördüm ben. Yine de bedeni itiraz etti ve beyni onu destekledi. Ama beni kararımdan vazgeçirmesine izin veremezdim. “Şimdi” dedim, “şimdi tutacağım bu sözü. İzin ver, azad et beni, artık gidiyorum…”
Elleri isyan etti ellerime… Yavaşça uzaklaştı gözleri… Kabullenemeyişin itirazı vardı dudaklarında ama bir türlü serbest kalamıyordu. O an benden nefret etmek istiyordu ve bunu onaylarcasına gözlerini çiviledi gözlerime:
“Ona gidiyorsun dimi? ”
… …
“Evet” dedim…
Onu yarı yolda bırakmıştım, sevgisini yok saymıştım, geçen onca zamana ihanet etmiştim… Bunları duyabiliyordum o söylemese de. Ve onaylarcasına “evet” dedim.”ona gidiyorum”
Bir isyan başlamıştı içinde, çünkü ben önce davranıp bu hikâyenin bitişini değiştirmiştim. Kalemi onun elinden alıp, ben yön vermiştim ilk defa… Benden henüz vazgeçmemişken, vazgeçirmiştim onu. Yarı yolda kalmadan ben dönmüştüm sırtımı.
Gidecekti, biliyordum. İstemesem de bana verdiğim sözü tutturacaktı. Ve gidecekti hiç gelmemiş gibi… Hayallerine yeni bir aşk bulacaktı. Hiç bizim olmamıştı ki onlar. Bir tanesi için bile savaşabilirdim, eğer bizim olsaydı… ama değildi…
Ve ben yorulmuştum, onunla değil ama ona karşı savaşmaktan yorulmuştum…
Şimdi varsın beni ‘ona’ gitti sansın. Öyle olmadığını bildiği halde inandırmaya çalışsın kendini. Ondan çaldığımı söylediği hayallerin zaten bana ait olmadığını kabul etmesin hiç. Varsın yeni aşklardan yalan mutluluklar yaşamaya devam etsin…
Bilmesin hiç, her atışında onu yeniden seven bir kalp olduğunu. Bilmesin o her atışın onun için dua olduğunu…
Bazen aşk gitmeyi gerektirir her şeye rağmen… Gözünü kapar ve gidersin… Nasıl her şeyi göze alıp “ille de aşk” dediysen, öylece çeker gidersin…
Ve öylece gitti… Son bakışını gözlerime armağan edip sessizce kalktı ve gitti. Daha bunları söylemeden pişman olduğumu biliyordu. Daha oradan uzaklaşmadan içimden “gitme! ” diye haykırdığımı duyabiliyordu… Ama gitti… Üstelik çayını da bitirmemişti. Yaşanacak ne varsa o çay gibi yarım kalmıştı.
Ve gitti…
Önce bir damla süzüldü sadece gözlerimden. Tek bir damla… Her şey için… Bitmeyen ve henüz başlamayan bir aşkın sonu için tek damla…
Boşlukta asılı kaldı gözlerim… Amaçsızca… Nedensiz… Ve beklentisiz…
Neden sonra çayıma uzandı ellerim. Bir yudum içtim. Buz gibi olmuştu… Sevmezdim zaten çayı soğuduğunda… Ellerim gibi soğuktu… Bıraktım… Ve kalktım… Koşarak indim merdivenleri. Bedenim bana sormadan harekete geçmişti sanki. Karşısına çıkıp “ Gitme! Seni seviyorum…” demekti dudaklarımın niyeti…
Dışarısı da içim kadar üşümüştü… Yağmur ıslatmıştı tüm sokakları.
“ Benim yerime siz mi ağlıyorsunuz melekler? ” diye geçirdim içimden.
Hızla geçtim köprüden. Düşünmeden… Sorgulamadan… Ona ulaşmak istiyordum…
Otogara gidip otobüste onu bulmaktı ümidim. “Gitme” diyecektim.
Sonra birden parka çevirdim yönümü… Koştum… İlk buluştuğumuz parka doğru koştum. Sorgulama başlamıştı içimde… Neden bunu yaptım? Seviyordum oysa! Ama vazgeçmeliydim bunu da biliyordum. Dünya birlik olmuş, setler çekmişti bu aşkın önüne daha ne kadar direnebilirdim ki...? evet vazgeçmeliydim! Gitmeliydi ve durdurmamalıydım.
Merdivenlere oturdum, sırılsıklam olmuştu. Ağladım… sessizce değil hemde hıçkıra hıçkıra ağladım. Defalarca “ seni seviyorum” dedim. En çok yağmur eşlik etti bana. O beni ıslattıkça ben sokakları daha çok ıslattım gözyaşlarımla…
Aşk bazen gitmeyi gerektirir, sevgiye rağmen gitmeyi gerektirir. Kalbinin sesine kulaklarını tıkar ve gidersin… nasıl “ille de aşk! ” dediysen öylece gidersin.
Öylece gittim…
İlle de aşk!

Seval Deveciler
Kayıt Tarihi : 18.3.2009 23:50:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


hayaller gerçek olsa...gerçekler hayal olsa...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Seval Deveciler