Uzun yillar yurt disinda hasretler demlenir
Anne ocagina sevgili kucagina dair
Yanlizlik kadehinde ask ile harlanir.
Siir kivamindadir artik.
Ictikce yanilir. Yandikca icilir.
Ahmet ihsan arac
Gün batıp da, gece olunca,
Karanlık üstüme üstüme çöker usulca.
Kavrulur güneşsiz hayallerim;
Kurur sıfırın altındaki bu kasim gecesine inat.
Bazen bir damlaya yenilir de gözlerim;
Arar hayallerimi, serinletmek için...
Güzleri ektim gözlerimin akına;
Sararmış yapraklarla sonbahar, bakışlarımda kışlar...
İlkbaharlar harapsa hep, yazlar kavursa ne yazar?
Yandıysam uzun uzun, eridiyse özden özüm
Ve doluysa içte hüzün;
Hüzün içinde yüzer yüzüm, hüzün içinde yüzüm.
Bir âdet vardır bizim oralarda.
Erzurum Tortum'da...
yağmur yağıyorsa,
güneşli havada
derler ki, kurt doğumda
Bilmem hatırlar mısın?
Diyecek şeyler ne kadar da az seninle
Her şeyimsin derken
Kalakalmak koca bir hiçle
Müflis bir tüccar gibi
Müflis bir yürek benimki de işte
Çiftler beraber yaşlandıkça benzeşirlermiş birbirlerine. Sürtüşe sürtüşe farklılıklar törpüleniyor, daha bir yumuşuyor girintiler, çıkıntılar. Demek ki... Nehir çakıllarını bilir misin? Pürüzsüz ve ovaldirler. Akar suyun altında taşlar, yıllarca suyun yumuşak ama sabırla işlemesiyle törpülenirler; arınırlar, benzeşirler. Silinir girinti ve çıkıntıları, aşınır keskin köşeleri, sivri uçları... Hoş bir his kaplar nehir taşlarını ele alanları.
Keşke biz de birimiz taş iken birimiz su olsaydık; erozyona uğramış gibi, taşı taşa kırdırmasaydık... Oysa sen ve ben, daha henüz birer avuç atom tozuyken yollara düştük. Galaksinin şehrahlarında nice gezegenlere uğradık, nice yörüngelerden geçtik. Yıldızımızdan koptuğumuz andan beri belki on milyarlarca yıl geçti... Kendi dünyamızı kuralım dedik; sen ve ben iken 'biz' olalım dedik.
Mesela benim göz atomlarım gözlerini, kulak atomlarım ses tellerinin dansını, kalp atomlarım senin için atmanın ritmini oluşturma hayaliyle geçti bütün engelleri, merhaleleri. Milyarlarca yıldır galaksinin serseri sokaklarında sen ayrı bir koldan, ben ayrı bir yoldan; cennetten dünyaya ayrı ayrı düşmüş Adem ve Havva’dan daha çok ayrı kaldık, daha çok aradık birbirimizi.
Dünya bir kaya parçasıydı henüz o zamanlar. Ben bir ucunda, sen diğer ucundasındır belki diye sımsıkı tutundum; seninle aynı kaya parçasını oluşturmanın hayali bile güzeldi. Sıcak yedik, soğuk yedik; donduk, eridik sen bir köşede, ben bir köşede... Parçalandık, ufalandık. Kum olduk, toprak olduk. Birleşecek, bir olacak, 'biz' olacak günü bekledik.
Rüzgarlar savurdu bizi rastgele diyar diyar... Ben eserken bir bölgede, sen ıslanıyordun belki başka bir yerde yağan yağmurla. Ya da ben ıslanırken bir ağaçta, sen bir çiçek olup açıyordun başka bir toprakta. 'Bir çiçekte birleşir miyiz çiftimle?' diye çok geçirdik içimizden. Belki de bir polen ben, bir polen sen; hani tutuşuyor muyuz bir arının ayaklarına, ballaşır mıyız bir kovanda, 'biz' olur muyuz bal tadında? Aynı hayali kurduk belki de seyrederken bir arıyı.
Ben kendi adıma hep seni aradım milyarlarca yıllık bu yolculukta. Çünkü sensiz ben yarımdım; diğer yarımı arzuladım. Aklımda hep bir korku: 'Ya yoksaydın?' Her düşen meteorda, her düşen asteroitte belki ondaydın... İçim kıpır kıpırdı; belki de dünyaya yeni vardın. Her merhalede aklımdaydın, her safhamda anımdaydın. Belki ben bir dinozorun vücudundayken sen bir balığın parlak pullarıydın; ya da inciydin Akdeniz’de bir istiridyenin karnında.
Seni yere mi koydular
Ey bir ekmek gibi öpülüp baş üstüne konulası kutsi gaye
Sizi zindanlara mı attılar
Ey şu ahir zamanın garip peygamber süvarileri
Güneşin doğduğu ve battığı yere meşale taşıyan
Ey ilim irfan olimpiyat erenleri
Göçmen bir kuşum
Leyleğim
Bahar nerde ben ordayım
Bucak bucak baca baca
Ağzımda beyaz kundak
Şanslı çiftler bulunacak
Denizde üşüyen ışıklar kırılıyor gözlerimde.
Ve birde efkârın uğultusu tutuyor nefesim
Ne zaman sahile vursam
Yüküm oturur ben gezerim
Gözlerimde çakıldı kaldı
Bir masal düşünde titreyen yüreğim
Ben sana ne diyeyim
Hep en olunmazdır dileğin
Hiç düşünmeden eleğini feleğin
Pesinden koştun gündüzleri
Gecelerde kurduğun düşlerin
bir vadinin iki yakasi gibisin bana, ey masumiyet.
buzullardan beri acildikca acilan..
cocuklugumda koptugum gunahsizligim rahmet yagmurlarinda yeserse bari
koptu parca parca masumiyet
komur karasi utanclarim var
hangi taksiller siler kiramen kalemini




-
Ahmet Ihsan Arac
-
Ahmet Ihsan Arac
Tüm YorumlarGeceler siirime gebe geceler
Gecelerin icinde heceler, kafiyeler
Sadik bir es gibi dokmek icin icini
her aksam yataginda beni bekler
Arkada birakmak bir kadayif tadi..
Cevizi az olsun varsin
Maksat Sekerle yazmaksa adi