Yine şafak sökmedi sabah çok uzak
kanla yoğrulmuş bu topraklarda
Henüz Sûr a üflemeden İsrafil
Nedendir bu z-amansız kıyamet.
Utanıyor mu acaba
zulme seyirci kalan insanlık
Nedendir bu şehirdeki matem havası
Ne için cem olmakta kara bulutlar
Göçmen kuşlar erken terk ediyor yuvalarını
İn cin top oynuyorken sokakta
Kimindir bu içimdeki sahipsiz düğün
Üstüme üstüme gelirken karanlık ve yalnızlık
Ne Dersin
İnceden içimi yakan ateşin
Dumanı o yare tüter mi dersin
Sevdamın elçisi beyaz güvercin
Yarimin kalbine gider mi dersin.
Duraksız yolcuyum hayat hanında
Bir gece misafirin kalsam ne olur?
Sakla mihman eyle gönül odanda
Gizemli dünyana dalsam ne olur?
Hoş görüp sabretsen çeksen nazımı
Hani;
Aşkımızın çınarıydın,
üstümüzde kol kanat...
sensizlik kavuruyorken beni
hani ya gölgen nerde?
boşluktayım düşüyorum
Bir rüzgâr hızıyla geçti ömür,
Yaşandı bitti oldu yalan.
Güzelliğin inceliğin ve asaletin,
Bir çok meziyetin aklımda kalan.
Berrak bir denizdi yeşil gözlerin,
Öyle bir derttir ki bu zalim sevda
Bir defa düşenin vay haline vay.
Bazen adam gibi bazen şinanay
Deli say divane say ne sayarsan say.
Bir yara türetir kalbin içinde
Bilir misin sevgili
kar en çok bizim memlekete yakışır
Beyaz bir gelinlik misali vuslata umutlandırır herkesi
İnce ince yağarken kar taneleri
Önce umutlarımıza yağar
Sonra üstümüze
Bir ömür tükettim gün gün severken
Senden vazgeçmeyi kolay mı sandın
Güzel gözlerinde aşkı bulmuşken
Terkedip gitmeyi kolay mı sandın.
Değerin biçilmez her şeyden yüce
Sevda denen kör kurşun
Kaçtıkça beni buldu
Avcıymış helal olsun
Attı kalbimden vurdu.
Saklanmak çare değil




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!