İçimden Gittim Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
841

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

İçimden Gittim

kırılma artık,
ne yazarım
ne de gelmeni beklerim.
bir zamanlar bir sesine
geceyi sabaha bağlardım,
şimdi kapımı çalsan
rüzgar sanırım.

sorularım vardı sana,
gecenin koynunda büyüttüğüm.
neden? diye başlayan,
cevabı sende sanılan.
meğer cevap sende değilmiş,
ben yanlış kapının önünde
doğru sorularla beklemişim.

dünde kaldı hepsi.
sorular da,
cevap diye sakladığın susuşlar da.
çünkü bazı cevaplar
vaktinde verilmedi mi
hakikat olmaktan çıkar,
mazeretin boynuna takılmış
ucuz bir kravat olur.

seni anlamaya çalışırken
kendimi kaç kere yanlış anladım.
sen bir cümleyi yarım bıraktın,
ben ömrümü nokta koymaya harcadım.
şimdi dönüp bakıyorum da,
insan sevince değil,
kendinden eksilte eksilte bekleyince
yoruluyormuş.

kızgın değilim sana.
kızgınlık bile fazla artık.
çünkü insan kızdığına
hala bir hesap saklar.
ben hesabı da kapattım,
defteri de.
kalemi kırmadım yalnız,
daha yazacak ömrüm var,
ama içinde sen yoksun.

gelme artık.
kapı aynı kapı,
sokak aynı sokak belki,
ama eşikteki adam
dünkü adam değil.
vaktiyle ayak sesini
bayram bilen yürek,
bugün seni görse
eski bir fotoğrafa bakar gibi
bir an durur,
sonra geçer.

ne yapmak istediğini anladım.
öyle büyük bir marifet de değilmiş.
insan yeterince bekleyince
karşısındakini değil,
kendi saflığını tanıyormuş.
sen bana kendini anlatmadın,
ben senden
kendime dönmeyi öğrendim.

beklemek dedikleri de
ne tuhaf ibadetmiş,
tanrısı gelmeyen,
duası duyulmayan,
secdesi insanın kendi gururuna.
ben o mabedin kapısını kapattım.
bundan sonra kimseyi
kendimden büyük
bir kıble yapmam.

bir vakit
gelsin diye içimden geçirdiğim insanın
şimdi gelmemesi için
dua etmiyorum.
beddua da etmiyorum.
çünkü beddua bile
insanın arkasından bakmaktır.
ben başımı çevirdim.

işte asıl ayrılık budur.
gitmek değil,
arkandan bakacak
bir çift göz bırakmamaktır.

sen kendi yoluna git.
ben de kalan ömrümü
bir belki'nin kapısında
eskitecek değilim.
ömür dediğin zaten
iki nefes arasına kurulmuş
kırık dökük bir masa,
bir sandalyesini de
gelmeyecek olana ayırmak
hayata hakarettir.

hem merak etme,
yerini kimseye vermedim.
çünkü senden kalan boşluğun
bir sahibi olmak zorunda değil.
bazı boş sandalyeler
eksiklik değildir.
insanın sonunda
kendine oturacak yer bulmasıdır.

bir gün aklına gelirsem
neden sustu? diye sorma.
çok konuştum,
sen duymadın.
çok sordum,
sen sustun.
sonra öğrendim,
duymayana söz,
gelmeyene yol,
istemeyene gönül verilmez.

cevapların sende kalsın.
ben sorularımı gömdüm.
başlarına taş da dikmedim.
çünkü bazı hatıralara
mezar yapmak bile
fazla hürmettir.

artık neyin neden olduğunu
bilmek istemiyorum.
haklı mıydın,
haksız mıydın,
onu da hayat düşünsün.
ben mahkeme değilim,
sen de ömrümün
son davası değilsin.

bir zamanlar
senden gelecek tek cümleyi
bin geceye değişmezdim.
şimdi bin cümle kursan
bir susuşumu vermem.

çünkü insan
bir gün anlıyor.
mesele kimin gittiği değil,
giderken senden
ne götürdüğüymüş.

sen giderken
benden çok şey götürdün sandım.
meğer yanılmışım.

biraz zaman götürdün,
biraz heves,
birkaç uykusuz gece.

ama beni
bana bıraktın.

en büyük hesabın da
burada bozuldu zaten.

dün seni bekliyordum,
bugün kendime yetişiyorum.

ve artık biliyorum,
insan sevdiğinden vazgeçince değil,
ondan gelecek cevabın
hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini anlayınca
gerçekten gidermiş.

ben gittim.

ayağımla değil,
içimden.

çünkü bazı gidişlerin
yolu yoktur,
dönüşü de.

işte insanın
en uzak gidişi budur.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 19.09.2026 14:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!