İçimdeki Ülke Şiiri - Bahtiyar Cm

Bahtiyar Cm
45

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

İçimdeki Ülke

Adımı her çağırışında,
Dünyanın bütün dilleri sustu.
Sesin, sürgünlüğüme açılan
Sessiz bir ülkeydi.
Sürgün olduğum her yerde içimde taşıdım seni.
Şimdi ne zaman üşüsem,
Adını fısıldıyorum.
Ne zaman yorulsam,
Dizlerine başımı koymuş gibi susuyorum.
Yorulmak diyorum yar,
Bu sıradan bir yorgunluk değil.
Ayaklarıma batan dikenlerin,
Yüzüme çarpan bu yabancı şehirlerin yorgunluğu değil.
İnsanın insandan kaçtığı,
Kelimelerin anlamını yitirdiği bu çağda,
Bir tek senin kokunun kaldığı o sokakları özlüyorum.
Ne zaman yönümü kaybetsem bu kalabalıkta,
Gözlerinin o ilk karargâhına sığınıyorum.
Sanki bir çocuk gibi,
Sanki hiç kırılmamış, hiç vurulmamış gibi,
Yeniden senin kıyılarında merhaba diyorum hayata.
Zaman akıp gidiyor avuçlarımızdan.
Saniyeler acımasız,
Saatler birer cellât gibi geçiyor üstümüzden.
Şehirler değişiyor,
Meydanlar eskiyor.
Dost bildiğimiz yüzler birer birer arkasını dönüyor bize.
Ama içimdeki o kör kuyulardan yükselen derin suskunluk,
Yalnızca senin adının yankısıyla dağılıyor.
Hatırlar mısın?
Uzak, esmer bir rüzgâr eserdi aramızda.
Kelimeler tükenirdi,
Diller kilitlenirdi de,
Sadece gözlerimiz konuşurdu o dar vakitlerde.
İşte o günden beri ben,
Hangi coğrafyaya gitsem,
Hangi gurbete düşsem,
O asil susuşunu bir emanet gibi yanımda taşıyorum.
Bir mülteciyim sanki kendi ömrümün sınır boylarında.
Kimliği cebinde,
Memleketi yüreğinde kalan bir mülteci.
Ama ne zaman sorsalar memleketimi,
Göğsümü gere gere senin adını fısıldıyorum.
Cebimde sana dair yarım kalmış,
Mürekkebi kurumamış sitemli cümleler var.
Hangi kapıyı çalsam,
Ardında sen varsın sanıyorum.
Hangi kırık aynaya baksam,
Yüzümün yarısı senin gölgen.
Şimdi ne zaman üşüsem bu ayaz gecelerde,
Üstüme kalın hırkalar değil,
O eski, o içimi ısıtan gülüşünü giyiniyorum.
Dünya ne kadar uğultulu,
Ne kadar kirli olursa olsun,
Ben senin o tertemiz sessizliğinde yıkanıyorum.
Bazen durup soruyorum kendime,
Bu kadar uzakken nasıl bu kadar yakın olabilir bir insan?
Araya yollar girmişken,
Şehirler, sınır kapıları girmişken,
Nasıl olur da her nefeste kaburgamın altına batarsın?
Demek ki sevda,
Mesafeleri değil,
İnsanın içindeki sürgünü aşarmış.
Ne zaman yorulsam bu dünya denilen anlamsız hengâmeden,
Sanki göğsüne yaslanmışım gibi,
Dünyanın bütün o ağır yükünü,
Bütün o kırgınlıklarını
Bir kenara bırakıp nefes alıyorum.
Sonsuz bir huzurun,
Mavi bir gökyüzünün altında dinlenir gibi.
Adın içimde taşınan gizli bir dua artık.
Sesin,
Mültecisi olduğum o kutsal ülke.
Bu sürgünlük ne zaman biter,
Hangi iklimde son bulur bilmem.
Ama ben bitti demeden,
Ecel kapıyı çalana dek,
Sesin içimde taşıdığım tek ülke.
Ben nereye gidersem gideyim,
Asıl memleketim hep sen olacaksın.

Bahtiyar Cm
Kayıt Tarihi : 24.07.2026 17:36:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


İnsan bazen doğduğu topraklardan değil, sevdiği insandan uzak düştüğünde gerçek sürgünü yaşar. Bu şiir, memleketini bir çift gözde, huzurunu bir seste bulan ve nereye giderse gitsin o sevgiyi içinde taşıyan bir yüreğin sessiz yolculuğunu anlatıyor. Çünkü bazı insanlar bir ömrün en güzel ülkesi olur. Bahtiyar...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!