Bir taşra istasyonunda
kimsenin bilmediği bir treni bekliyorum.
Elimde eski bir bilet, cebimde suskunluk;
nereye gideceğini bilmeyen bir ömrün yolcusuyum.
Çocukluğumdan kalma bir ev geçiyor içimden,
duvarlarında annemin sesi, babamın gölgesi,
Bir odada unutulmuş tahta bir sandalye,
üzerinde yıllardır oturmayan bir çocuk.
Sonra uzaklardan bir ezan yükseliyor,
gökyüzü ağır bir perde gibi ikiye ayrılıyor.
İnsan bazen kendi kaderine bakıyor da
neden bu kadar geç anladığını kendine soruyor.
Bir avuç toprak alıyorum avucuma,
parmaklarımın arasından sessizce eksiliyor.
Belki hayat dediğimiz şey tam da bu;
tutmaya çalıştıkça elimizden geçenler.
Şimdi içimde eksik bir sesle yürüyorum,
kimse duymuyor, ben bile zor seçiyorum.
Bazı yaralar kanamıyor artık;
insan onları ömrünün bir parçası sanıyor.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 15.08.2026 19:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!