Beni öyle çok yordu ki hayat;
öyle sessiz, öyle ağır,
kimsenin görmediği yerlerimden kırdı ki beni...
Bir gün aynaya baktım;
karşımda kendimi değil,
yıllardır içimde sakladığım
küçük bir çocuğu gördüm.
Gözleri yorgundu,
ama hâlâ benden bir şey bekliyordu.
Belki bir el,
belki bir söz,
belki de “Geçecek,” diyebilecek
inandırıcı bir yalan...
Ben sustum.
Çünkü bazı yaralar kanamaz;
ama insanın bütün ömrünü
içinden sızlatır.
İçimdeki çocuk
yıllardır ayakta kalmaya çalışıyordu.
Düşe kalka,
kırıla döküle...
Bir gün ona kızdım.
“Yeter,” dedim.
“Artık bırak.”
Başını eğdi.
“Ben ne yaptım?” dedi.
Cevap veremedim.
Çünkü suçlu değildi.
Sadece çok yorulmuştu.
İstediği çok değildi;
biraz sevilmek,
biraz anlaşılmak,
bir yere ait olduğunu hissetmek...
Hepsi buydu.
Benim yaram
dizimin kanaması gibi değildi.
Dokunamıyordum,
saramıyordum,
kimseye gösteremiyordum.
Herkesin içinde gülümserken
içimde başka bir ben
sessizce çöküyordu.
Kimse bilmedi.
Çünkü insan
en büyük savaşlarını
çoğu zaman sessiz verir.
Bir gece
karanlığın içinde karşılıklı oturduk.
“Çok yoruldum,” dedi.
“Biliyorum.”
“Çok kırıldım.”
“Biliyorum.”
“Kimse görmedi.”
“Ben gördüm.”
Elini tuttum.
İlk defa ona
“Güçlü ol,” demedim.
“Gitme,” dedim.
“Bunca yıldır herkes gitti.
Sen bari gitme.”
O an anladım;
Ben hayattan vazgeçmekten çok,
hayatın beni biraz olsun
rahat bırakmasını istiyordum.
Bir sabah uyandığımda
içimde savaş olmasın,
birini sevdiğimde
onu kaybetme korkusuyla yaşamayayım,
aynaya baktığımda
kendime yabancılaşmayayım...
Hepsi buydu.
Yeniden ona baktım.
“Sen hâlâ buradasın,” dedim.
Küçücük gülümsedi.
O gülümseme
gecenin içinde
bir yıldız kadar gerçekti.
Ve artık ona
“Öl,” demiyordum.
“Dinlen,” diyordum.
“Bugün dünyayı taşımak zorunda değilsin.
Bugün sadece nefes al.
Yarına yine birlikte bakarız.”
Çünkü bazı çocuklar
ölmek istemez.
Sadece birinin gelip
“Artık yalnız değilsin,”
demesini bekler.
Ben o çocuğun elini tuttum
ve ilk defa
kendime düşman olmaktan vazgeçtim.
Hayat beni çok yordu.
Çok kırdı.
Çok eksiltti.
Ama hâlâ içimde
kimsenin ulaşamadığı
küçücük bir yer var.
Orada bir çocuk oturuyor.
Yorgun...
Kırgın...
Sessiz...
Ama yaşıyor.
Ve artık ona
“Öl,” demiyorum.
Her sabah kulağına
şunu fısıldıyorum:
“Ben buradayım.
Bu kez seni bırakmayacağım.”
Kayıt Tarihi : 6.09.2026 21:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!