Gençliğimin en güzel çağında öldürdün,
açmadan soldurdun beni,
bembeyaz dünyamı zifiri karanlıklara gömdün,
toz pembe hayallerimi,deprem gibi yerle bir ettin...
Şimdi mutlumusun oralarda,
kıvılcım tanesiyim yüreklerde,
küçüğüm ama dünyaları yakarım,
güneşle arkadaşlık kurarım,
rüzgarla coşarım...
kimi zaman saçlarında,
senin adın ayrılık olsun
tüm buluşmaları özleyen,
gözyaşı arkadaşın,
sessizlik sırdaşın,
tüm yalancı gülümsemeler,
sahte sözler ve mimikler,
Gecenin karanlığında odamı,
gözlerimin önüne gelen,
tebessümün aydınlatıyor...
zaman biraz senden,
biraz benden çalıyor,
farkındamısın....
Aşıklar oturmuş kız kulesinin karşısında meşk etmekte,
biraz sohbet,biraz çekirdek,bir kaç bardak çay,nescafe,
güneş batarken Topkapı Sarayı surları ardında,
İstanbul'un incisi boğazı kaplar karanlık bir hüzün,
vapur sireniyle irkilirdim,ezan sesinde bulurdum huzuru,
ve yazarken bu satırları Üsküdar'da
Zaman ne kadar hızlı geçiyor farkındamısın..?
gözlerini görmeyeli ellerini tutmayalı ne kadar oldu..?
aslında biliyorum ne kadar zaman geçtiğini,
kalbimdeki sancılarımın acısını okşamayalı,
gözlerimin önüne gelen seni unutmanın imkansızlığını taşıyor bedenim...
senden sonra kimseyi sevmedim,sevemedim
Zaman tutuluyordu,gözlerine baktığımda,
hayallerim vardı,sensiz sana dair,
bir gün ceketimi giyinip,çekip gitmem gerekse bile,
baktığım her yerde İstanbul sen oluyordun...
Kız Kulesinde sen varmışsın da,
Mülteci gecelerde sevdim ben seni,
asi bir çocuğun şımarıklığında,
gökkuşağının tonlarında,
ve ay kızıllığında...
İstanbul karşı çıktı sevgime,
kolumu,kanadımı kırdılar,
Suskun çocuk,
dudakları sarkık,
yüzü asık,
üstü başı kirli çocuk,
kollarını açmış,
yüreği minik
tüm kaçışlar sanaydı aslında;
bazen bir kuş kanadında
bazen gökkuşağı renginde
olabildiğince uzaklara koşmak
gözlerindeki rüzgara savrulan yaşlarla...
saçlarından dağılırdı tel tel kokun,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!