Sinemdeki yangın her gün büyüyor,
Söndürmeye gelen yoktur bir dostum.
Kılcal damarlara doğru yürüyor,
Söndürmeye gelen yoktur bir dostum.
Hani eşim dostum, hani kardaşım?
Şairlik ruhumu sardıktan beri
Dertlerimi yazar çizer dururum.
İçimde bulunan o gizli koru,
Dertlene dertlene üfler dururum.
İçimdeki küller korlanır her gün,
Nice şehitler verdik toprağa,
Kahrolsun, vuranın kolu kırılsın.
Şehidim benzer yeşil yaprağa
Kahrolsun, vuranın kolu kırılsın.
Şehidimiz kalbimizde yaşıyor,
Eli ayağı tutmayanlar,
Bu, bir engel kusur değil.
Gözleri ile görmeyenler,
Bu, bir engel, kusur değil.
Engellilerimiz gönülden görür,
Devletindi farklı farklı hastane,
Neler çektik neler bizler eskiden…
Muayenen yetişmez senin bugüne
Neler çektik neler bizler eskiden…
Kuyruğa girerdik sabaha yakın
Mevki, makam, şöhret hepsi geçici
Kul hakkı cezası büyüktür evlat.
İnce ele, sıkı doku, sen ol seçici
Kul hakkı cezası büyüktür evlat.
Manevi bağ ile ahlaklı yaşa
Mevla’m vermiş bize binlerce nimet,
Nefsinle cenk et eyleme gıybet
Celallenmek niye, nedir bu heybet?
Dünya senin olsa yoktur faydası.
Rahat etmeliyiz baki âlemde
Bir ceylan görmüştüm, düştüm peşine
Bu dünyada rastlamadım eşine
Vuruldum sadece o gülüşüne
Gönlüme hiç gücüm yetmedi benim.
Tarihte görmedim böyle hikâye,
Fikirleri daim baş tacı saydım,
Her görüşten faydalanmak gerekir.
İnsanlar kavgaya tutuşmuş duydum,
Her görüşten faydalanmak gerekir.
Düşünceler birer meyve ağacı,
Melül melül boyun bükme
Günü gelenler gidecek…
Gözlerinden yaşlar dökme
Günü gelenler gidecek…
Yârim giyinmiş karalar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!