Hz Aişe Şiiri - Öyle İşte 2

Öyle İşte 2
392

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Hz Aişe

Resûlullah s.a.v herhangi bir sefere çıkacakları zaman, eşleri arasında Kur'a çeker..kura kime çıkarsa onu beraberinde götürürdü.. Benî Müstalık Gazâsında ise Kur'a Hz. Âişe Validemize çıkmıştı...

Bu sefer, tesettür âyeti inzâl buyrulduktan sonra sefere çıkıldığı için, Aişe validemiz hevdeçin içinde taşınmış..konak yerlerinde hevdeç içinden indirilmişti..gaza dönüşüydü..Vakit gece yarısıydı. Medine'ye yakın bir yerde konaklamış, Gecenin bir bölümünü orada geçirdikten sonra , efendimiz hareket emri vermişti.Hz aişe validemiz, hazırlanmak için hızlı bir şekilde hevdecin içinden çıkmış.. ihtiyaç gidermek için topluluktan uzaklaşmıştı..Geri döndüğünde ise, ordunun hareket ettiğini gördü..Hz. Ayşe ufak tefek bir bayan olduğu için, validemizi taşıyanlar, onu hevdeçin içinde zannedip,hevdeci omuzlamışlardı...Hz Aişe validemiz paniğe kapılmadan;
"Nasılsa geri dönüp beni alırlar diye ordunun konakladığı yere oturmuş..sonrada orada uyuya kalmıştı..
sahabilerden Safvan bin Muattal, ordunun arkasına kalıp, halkın mallarını araştırıp, bir şey kalmışsa, kaybolmaması için alıp diğer konak yerine götürmekle görevlendirilmişti ..ordunun konakladığı yere döndüğünde, Aişe validemizi orada yatar halde buldu..Onu deveye bindirdi...Ve orduya yetişmek için yola koyuldu...Yol üzerinde bir münafıkla karşılaştı..Münafık bu hali görünce, halkın arasında Aişe validemiz ve Safvan bin Muattal halkkında dedikodu çıkardı...Dedikodular kulaktan kulağa, efendimizin kulağına kadar vardı..Bu dedikodulardan bir tek Ayşe validemizin haberi olmamıştı..Çünkü Medineye varılınca Aişe validemiz, şiddetli bir hastalığa tutulmuş..günlerce yatmıştı.... Efendimiz bu günlerde, Ayşe validemizle pek alakadar olmamış.sadece hastanın nasıl olduğunu sormuştu.Aişe validemiz, olayı günler sonra öğrendi..Hâlâ hastaydı.. babasının evine dönmek ve orada dinlenmek için efendimizden izin istedi.Hz ebubekir'in evine gitti..Efendimiz durumdan çok muzdaripti..çok üzgündü..Bu iftirayı Hz Ayşe validemize konduramıyor..Ama herkes bu Hadise hakkında konuştuğu için de içi içini yiyor.kahroluyordu.ne yapacağını bilmiyor, ümmetin ileri gelenleriyle istişare ediyor..içindeki sıkıntıyı gidermeye çalışıyordu
"Eğer dünyada ve âhirette Allah'ın lûtuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız şey yüzünden size pek büyük bir azap dokunurdu."
O zaman siz o iftirâyı dilden dile naklediyor ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağzınıza alıp söylüyor, bunu da basit bir iş sayıyordunuz. Halbuki o, Allah katında pek büyük bir günahtır."
"Onu işittiğinizde, 'Bunu söylemek bize yakışmaz. Hâşâ, bu büyük bir iftirâdır.' demeniz gerekmez miydi?"
"Gerçek mü'minlerseniz, Allah size bir daha böyle bir günaha aslâ dönmemenizi öğüt veriyor. Âyetlerini de Allah size böylece açıklıyor, Allah her şeyi hakkıyla bilen, her işi hikmetle yapandır.
"Îmân edenler hakkında çirkin söz ve hareketlerin yayılmasından hoşlananlar için dünyada da âhirette de pek acı bir azap vardır. Allah her şeyi bilir; siz ise bilmezsiniz."
"Eğer üzerinizde Allah'ın lûtuf ve rahmeti olmasaydı ve Allah pek şefkatli ve pek merhametli olmasaydı, helâk olup giderdiniz."
Heeeyyyyy...Aklını kullanmaktan aciz kalan müslüman kardeşlerim.. Size diyorum size.. gerçek olan şeyi konuşmak gıybettir.... gerçek olmayanı konuşmak ise iftiradır .. dinimizce Her ikisi de büyük günahtır... kul hakkı içerir... insanları üzer.. fitneye sebebiyet verir... iftira ve gıybet, yeryüzünde imana en güçlü insan olmasına karşın, efendimizi bile üzmüştür...Kahretmiştir... Efendimiz Bu yüzden günlerce dışarıya çıkmamaya çalışmış... bütün vaktini evde hüzün içinde geçirmiştir...Ve bilinki; olanı konuştuğunuzda gıybet etmiş, olmayanı konuştuğunuzda ise iftira etmiş olursunuz...ve bilinizki, bu ayetler sadece Resulullaha inmedi...onun vesilesi üzerinden hepimize indi.. olay olur olmaz,... Fitne ümmet arasında yayılır yayılmaz, bu konu hakkında ayet inmemiştir... Bir müddet beklenilmiştir... Böylece Ümmet içindeki münafıklar ortaya çıkmıştır.....Aklınızı başınıza devşirin... Akıllı olun...Akıllı telefonlarıda gördüğünüz her olaya inanıp, fitnecilerin peşine düşerseniz, imanınızı kaybedersinizde haberiniz olmaz ....Fitneye ateşle gitmeyin...O ateş gün gelir. . sizi ve ailenizi yakar...bilesiniz .
Bu esnada hz Aişe validemizde babasının evinde kahroluyordu... Onu kahredense efendimizin bu hadise hakkında;
"sen suçsuzsun ya Ayşe...ben seni biliyorum" dememiş..Ona karşı sessiz ve alakasız kalmış olmasıydı...aradan uzunca bir süre geçti...Bu esnada,ümmetin içine sızmış tüm münafıklar, bu hadise vasıtasıyla gün yüzüne çıkmıştı..Ve günlerden bir gün Hz aişe validemizin yaşadığı hadise ile bağlantılı olarak, müjdeleyici ayetler indi... Efendimiz derin bir nefes alırken, müminlerin arasına sızmış olan münafıkların gerçek yüzleri herkese ayan oldu...ne diyordu ayetler;
"İftirâyı atanlar, içinizden bir zümredir. Bunu sizin için bir şer saymayın. Aslında bu sizin için bir hayırdır; böyle imtihanlar sizin sevâba erişmeniz için birer vesile teşkil eder. İftirâ atanların her birinin, o günahtan kazandığı bir hisse vardır. Onlardan günahın büyüğünü üzerine alan kimse için ise pek büyük bir azap vardır."
"O iftirâyı işittiğinizde, mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların, kendileri hakkında hayır düşündükleri gibi mü'min kardeşleri hakkında da hayır düşünerek, 'Bu apaçık bir iftirâdır.' demeleri gerekmez miydi?"
"Bu iftirâyı ispat etmek için dört şâhit getirmeli değiller miydi? Mâdem şâhit getirmediler; o halde Allah katında onlar yalancıların tâ kendileridir."
"Eğer dünyada ve âhirette Allah'ın lûtuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız şey yüzünden size pek büyük bir azap dokunurdu."
O zaman siz o iftirâyı dilden dile naklediyor ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağzınıza alıp söylüyor, bunu da basit bir iş sayıyordunuz. Halbuki o, Allah katında pek büyük bir günahtır."
"Onu işittiğinizde, 'Bunu söylemek bize yakışmaz. Hâşâ, bu büyük bir iftirâdır.' demeniz gerekmez miydi?"
"Gerçek mü'minlerseniz, Allah size bir daha böyle bir günaha aslâ dönmemenizi öğüt veriyor. Âyetlerini de Allah size böylece açıklıyor, Allah her şeyi hakkıyla bilen, her işi hikmetle yapandır.
"Îmân edenler hakkında çirkin söz ve hareketlerin yayılmasından hoşlananlar için dünyada da âhirette de pek acı bir azap vardır. Allah her şeyi bilir; siz ise bilmezsiniz."

Öyle İşte 2
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 17:14:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!