Sadelikten yanadır elleriyle geceyi kazıyan adamlar.
Başı koparılmış, göçe zorlanmış leylek sürüleri,
halkın gözlerini çıkarırdı sessizliğin içinde.
Ücreti kalmazdı dinlenen ruhların,
var gücüyle korku salardı dehliz dehliz
gece yarılarında sokaklara.
Farklı milletler sıra beklercesine,
şefrâlar boğazlarında düğümlenir,
piramit gözleri düşerdi yerlere.
Yüzüme baktı: “Bu şair ruhlu duruş geçmez,
geçemez yardakçı olmadan” dedi.
Oysa ellerimdeki güvercinler,
ebabil taşlarını savurdu yüzlerine.
Saklımda kalan beyazları görmediklerinden mi
bir adım öne gelişleri,
haince bakışları?
Kargaşalar halkın düşmanıydı desem de
halk beni düşman belledi.
Deseydim: “Bu, tufanıdır putların
dilleriniz deniz, kalpleriniz kıyamdır.”
Bakışlar prangaydı, zincirlerdi
kırıldı hepsi, ben yine ben kaldım.
Kayıp kuşaklar bir sessizliktir
hatta yok mudur bu çağ,
canavarların çağında?
Esaretin bakışları bile vardı
gecenin ikinci yarısında.
Haykırışlar duymazdan gelinmez;
ama esaret altındaki ruhlarımız
enkazın tutsağıydı.
Duvardaki tablolara bırakılan hüsn-i hulk,
hüsn-i hattan öteye geçmezdi.
Kayıt Tarihi : 19.08.2026 15:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!