Dökülüyor renksiz sokakların akşamlarına
Gözlerim çağırıyor yağmurda eski zaman masallarını
Yıkılmış arka sokağın kapısına asma kilit asıyorum
Başka bir masal dökülüyor naylon poşetten yerlere saçılıyor
Masal torbamdan fırlıyor cüceler mısralarım ormanlara
Gözyaşlarımın gölgeleri doluyor çamur izlerini kovalıyorum
PERDE
Kapattım odamın perdesini geceye
Gündüz gibi parlıyordu oysa az önce
Birden kapkaranlık kaldım odanın içinde
Yıldızların çıkmasını bekledim sessizce
Çıkmadı ne bir ay nede bir yıldız bekledikçe
Sıcağın altında düşün çiçekleri
Gölgelerinde yatıyor yırtık açlık
Renkli camda piksel piksel
Bin bir gece masalları
Themis’in terazisini çalmışlar
Ahlak çamura düşmüş
Dün akşam Pul biber Mahallesine uğradım
Salgın saz çalıyordu klarnetçilerin yanında
Her tarafa her zamanki gibi dağılmıştı kedi tozları
Maskeler kollarında zeybek oynuyorlardı
Acı kapı kollarına bulaşmış göbek adlarıydı sokakların
Zeyna'nın yavruları apartmanın bahçesini yalıyorlardı
Bir gece yarısı çığlığı parçalıyor kalbimi, kıpkızıl bir orman meyvesi burnumun direğini kırıyor. Dolaşıyor odamın içinde gözlerin, gözlerime dikmiş gülüyor. Ağzımı açıp bir şeyler söylüyor dizelerim, ellerin ellerimi tutmuş, başını göğsüme dayıyor, gözlerinin içinde kayboluyor yüreğim. Aynadan seni seyrediyorum, gökte tüy yumakları arasında belli belirsiz yıldızlar göz kırpıyorlar.
''Haydi, yat artık'' diyorsun, ellerimden çekip.
Çöküyorum şiltemin bir ucuna bir sigara daha yakıp şarabımdan bir yudum daha alıyorum. Söyleniyorsun, gülerek. Odam sen değil sigara dumanı kokmuş. O kadar çok özlediğimi fark ediyorum kokunu, perdeyi açıp soğuk güz rüzgârlarını içeri buyur ediyorum kızıyor gözlerin.
''Üşütüp hasta olacaksın'' diyorsun
Birkaç yıldız tozu saçlarına bulaşıyor bir kaç esrik dize yazıyorum papirüse. Burnunu kıvırıyorsun. Kızıl ormanlarında ellerimi gezdiriyorum o kadar yumuşak ve ince ki dallar, hemen kırılacakmış gibime geliyor kalbin gibi. Gözlerinin içinde özür diliyorum.
''Yine yaptın'' diyorsun. Dudaklarını arıyor dudaklarım fırçalaşmış bıyıklarım izin vermiyor hissetmeme. Kahkaha atıyorsun odam çınlıyor seninle.
Bir galon şaraptı gençliğimiz
Her yudumunda sarhoş olduğumuz
Bir fıçı şaraptır ömür
İçmeye doyamadığımız.
ŞARKI
birden çağırıverir seni
kulaklarına fısıldarken tatlı nağmeleri
Akşamın gözyaşları akarken yarına
Gece ve hece daha yeni başlıyordu
Heceler ne söylüyordu birleştikçe kalemimde
Mısralarımda ne oluyordu
Yada şiir kime ne söylüyordu
Mısralarım içinden akarken bir dere
bir şiir tozudur yüreğim gözlerimden düşer
yürür köklerimden çiçeklere doğru
kuş seslerini yüreğimle dinlerken
sevgi olur toprak ananın kucağında büyür
çiçekleri ,kelebekleri beslerim
yüreğim bilinmez büyür büyür işte o zaman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!