hız çağının
hızlı uzantısı, uydular
sesi çığlık
kanadı çelik kurgular
hilkat:
çeliği delen matkap
füzeleri,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




emeğine sağlık dost kalem
Mustafa Semerci siirleri okudukca cogaliyor düsüncelerimde fikir kirintilari ve engin ufuklar saliyor duygu ve düsünceleri...
sevgili kardesim iyi seyler yaziyorsun
durma yaz
iyi yazarlar daima okunur her zaman her yerde...
Sayın Mustafa Semerci ,
Çağın çıbanı olgulara, duyarlı değinişler var dizelerde.
Nazım ustanın şiirlerinin tadında satırlardı.
Mustafa Semerci,yüreğine sağlıklar dilerim.
.
Ellerinize sağlık Efendim...
.
TEBRİKLER...
.
Vesselam
soysuz savaşları
yada çaresiz çırpınışları
kölelerin
(göz kuytu mağara ister karanlığında boğulacak
mızrak göze değdi keskinliğinde ışık çakacak)
dehlizlerin
kıvrımından çıkın/
Muthis bir siir kutluyorum yureginizi kaleminiz daim olsun saygilar
kutlarım usta kalemi,
başarıların devamlı olsun üstad.
saygılar
duyarlı konuyu anlatan dizelere alkışlar
evrenin henüz oluşumunda başlıyor şiddet.
şiddet insandan da eski evrende..
yıldızlarda gezegenlerde meteorlarda galaksilerde..
.........
büyük tozlar küçük tozları kendi yörüngesine katarak yutar.
bunu dünyaya indirgersek;
kıtalar arası savaşlar..ülkeler arası..milletler arası...şehirler arası...köyler arası..
ırklar arası..dinler arası..diller arası..mezhepler arası..kültürler arası..inanışlar arası..bilgiler arası..
bu liste o kadar uzatılabilir ki....
ve büyük toz bulutları küçük toz bulutlarını hep yutar; hayatın hangi alanına bakarsak bakalım bu gerçek değişmez!
bilim..
gerçekler silsilesi...
kendisini var eden insanı(!) yutmakta yavaş yavaş.
ancak bu kaçınılmaz bir son.
çünkü insanoğlunun yaradılışında var olan ''merak'' duygusu...hep bir adım ilerisi...
sonuç ne olursa olsun!
insan neler yapabileceğini görebilme merakıyla yanıp tutuşan doyumsuz bir mahluk!
şiire tebrik şaire saygı..
nurcan usta
karnı yarılmış,
alevlerin
içinden fışkırın
kollarınızı açın
alnı nasırlı
gergin bakışlı işçiler
başı dumanlı devler
makineleri kurun
çağın önünde durun
hız çağının
ar sız çağın
ağrıyan başını ovun
bir insanlık,
tam insanlık kurun
Çok çok güzel ve bir o kadar da anlamlı bir şiir okudum. Kutluyorum kaleminizi ve yüreğinizi. Saygılar yüreğinize ve tam puanımı bırakıyorum sayfanıza
Bu şiir ile ilgili 41 tane yorum bulunmakta