Yurdumun başkenti memleketimdir
Havası bir başka, suyu bir başka...
O benim geçmişten silüetimdir,
Tarihi bir başka, soyu bir başka...
Beynidir, şu büyük anadolunun
Sen sır vermesen de, senin sırrını
Sergileyen çıkar, hiç meraklanma! …
Senin yaşantını kaderden önce
Kurgulayan çıkar, hiç meraklanma! …
Kırarlar başarı çıkıntısını,
Engellemez bu kasırga, fırtına
Hortumdan bana ne, yelden bana ne
Binip gitmem asla kader sırtına
"Haydi" den bana ne, "gel" den bana ne...
Elimde mutlaka kalem olacak
Ecel bir gün gelir başa
İşte bitti zaman dostum.
Ne olursun çabuk yaşa
İşte bitti zaman dostum.
Ne bir güldü ne dikendi
Boşaltması için, üç-beş liraya
Gönlümü yaracak neşteri buldum
İçine süngeri basıp, kiraya
Verdiğim ilk günde müşteri buldum…
Şubat 2006
Şu hasret kokulu berrak sularda
Beni taşımadı vuslat yüzgeci.
Huzurlu günleri ve tüm umudu
Ömrümden eledi çile süzgeci…
Bana “hayır” dedi, aşkı geçirdi
Düzlükte zorlandım, aştım dağı da
Engeli, çukuru unuttum inan.
Sevinci, hüzünü bir bir kağıda
Dizerek gönlümü avuttum inan...
Derdimin dermanı oldu şiirler
Yeter, bitsin artık bıktım, usandım!
Beynimi şişirdi bu dedikodu.
Ben onu etkisiz serin su sandım,
Derdimi pişirdi bu dedikodu …
Dal, yaprak demedi, koparttı, yoldu
Ankara’da ilkbahar çok başkadır,
Doğa, kente bitkisini gösterir.
Çiçeklerin açılışı aşkadır,
İnsanlara, tutkusunu gösterir.
Ankara’ya sıcak çöker, yazdır bu.
Koçyiğit misâli, mertçe çıkıp da
Nâramla meydanı inletemedim.
Şöyle bir okkalı tokat çakıp da
Nefsime sözümü dinletemedim…
Ömrüm hep çukurda pusarak geçti




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!