Yaşantım bir yerden bölündü, gitti
Dizgini kaybettim, atı kaybettim
Bir bir topladığım umutlar bitti,
Daha ölmeden hayatı kaybettim…
Kalplerde kendime yer kuramadım,
Anlamsız hayalden, düşten, rüyadan
Bak ne hâle geldin Hikmet uyan be!
Ne zevk aldın üç- beş günlük dünyadan
Acıya, kedere biraz dayan be! ...
Eksiktin her zaman, hiç tam olmadın
Seni benimseyip, bütün milletin
Gözünden, gönlünden sakındım inan
Eğer olmasaydı yersiz zilletin
Sana senden daha yakındım inan…
Dört nala giderken aşk dolu dizgin
Artık yapılanlar çizmeyi aştı
Kendinize gelin, iftiracılar!
Tükendim sonunda, bak sabrım taştı
Haddinizi bilin, iftiracılar!
Çabuk devriliyor diktiğim benim
Sakın ha! yabana atma bu sözü
Vallahi, billahi peşindeyim ben
Yazı geç, görmedim baharı, güzü
Şu kutbun en azgın kışındayım ben...
Eriyip bitmedi bendeki tesir
Vazgeç artık ey yar, deli bağrıma
Yetti zulmün taşlarını attığın.
Hiçbir şey değil de, bir tek ağrıma
Gitti şu yay kaşlarını çattığın...
Onulmaz acısı yaktı bağrımı
Tadı yok, tuzu yok, bir içim dünya
Dindirmiyor hiç bir merhem ağrımı
Allah’ım bu dünya, ne biçim dünya...
Kimisine zehir, kimisine hoş
Aradan haftalar, aylar geçince
Arasan ne olur, aramasan ne
Artık kalp yarama bir merhem gibi
Yarasan ne olur, yaramasan ne...
Beraber mutluyduk çok yıllar önce
Sevinçler takside, dert otobüste,
Ömür konvoyumun başını çeker.
Kahır kamyonları hep peşim sıra
Sabır ocağımın taşını çeker...
Derman dolmuşunun patlak tekeri,
2 Nisan 2006 tarihinde kaybettiğimiz eniştemiz anısına...
Anlatılmaz öyle birkaç uyakta
Nisan ayı yasta, duygular kaçak
Bir çınar misâli dimdik ayakta




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!