Hicvederken sövmek yanlış mı?

Fahrettin Petriçli
264

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Hicvederken sövmek yanlış mı?

Bana göre sanatta kısıtlama olmamalıdır. Sanatçı hayatı olduğu gibi görmeye ve göstermeye çalışmalıdır. Aksi halde gerçeklerden sapmış olur.

Edebiyatta sanatın bir dalı olduğundan gerektiğinde dalı budaktan sözünü kulaktan sakınmamalıdır. Evet sövmek güzel bir şey değildir lakin öyle zaman olur ki ne söylesen kâr etmez söyleyeni ve dinleyeni tatmin etmez. İşte böyle zamanlarda sövmek bazen cuk oturur.

Şiirlerini bayıla bayıla okuduğunuz dinlediğiniz bir çok şairin aynı zamanda içinde küfür bulunan bir çok şiiri vardır. Şimdi ne yapacağız? Bu şiirleri şiirden saymayacak mıyız? Ya da artık o şaire tu-kaka mı diyeceğiz?

Örneklere Osmanlı döneminden başlayıp günümüze doğru yol almak istiyorum. Hicvederken sövmenin sadece günümüze has bir şey olmadığını göstermesi açısından bu tavır önemlidir. Nabi gibi Nefi gibi en usta ve en meşhur şairlerin bile sövdüğü bir çok şiirinin olduğunu bilmek lazım.

Bize Tahir Efendi kelp demiş
İltifatı bu sözde zahirdir
Mâlikî mezhebim zira
İtikadımca kelp tahirdir
Nefi

Beylik talebinde bulunmuş bir alay (Hay) ,
Bey(lik) mi olur Ermeniden, vay gılırım vay! .
Nereden aldın fişek ile martini? ..
Sana beyliği kim verdi anasını s..tiğimin Artin’i
Şair Eşref

Şair eşref’e “Allah Adem’i yaratırken çamuruna saman kattı mı? ” diye soran, dalga geçen adama Eşref’in vediği cevap

Ey bana tıynet-î Adem'de saman var mı diyen,
Bir daha etme bana gel bu sual-î hamı
Balçığında saman olsaydı eğer insanoğlunun
Çatlayıp da yarık olmazdı ananın a..

Usta haciv Eşref’in bir çok şiirinde küfür bulunur. Sövmüş olması Osmanlı Türk edebiyatına girmesine engel olmamış aksine ününe ün katmıştır.

Divan edebiyatının şaheser şiirlerinden birine bakalım.

BEN SANA
Azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.

Lal-u şarap içurem ve ıslatıp geçirem,
Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan.

Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?
Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.

Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan.

Salınarak giderken arkandan ben sokayım,
Ard eteğin beline, olmasın çamur aman.

Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,
Sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan.

Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarıda hiç,
Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan.

Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim,
Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.

Herkese vermektesin, bir de bana versene,
Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman.

Sen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin,
Esselamun aleyküm ve aleykümesselam.

Sümbüllüzade Vehbi Efendi’nin bir çok şiiri olduğu halde bu şiiri ile ün yapmıştır. Sövmesi onun edebiyatçı olmasına engel olmamış aksine belki katkıda bulunmuştur.

Bir başka divan edebiyatı şairi Nabi ise şöyle demektedir.

Kadı yaptu kademgâh mazarrat kalmasın tende
Dedi tarihini Nabi sıçarım hayratına bende

Hiciv denilince Nefi’yi unutamayız

SİHAM-I KAZA'DAN
Gürci hınzırı a samsun-ı muazzam a köpek
Kande sen kande nigehbani-i alem a köpek

Vay ol devlete kim ola mürebbisi anun
Bir senin gibi deni cehl-i mücessem a köpek

Ne gune kaldi meded devlet-i Al-i Osman
Hey yazuk hey ne musibet bu ne matem a köpek

Ne ihanetdür o sadra bu zamanda ki anun
Olmaya sahibi bir asaf-ı kerem a köpek

Hidmet-i devlete sair vüzeradan göreler
Bir fürumaye koca ayuyı akdem a köpek

Bu mahlallerde ki Bağdadı ala şah-ı Acem
Arz-ı rumu ede teshir abaza hem a köpek

Sattınız iki soysuz bir olup hanlığı
Kimseyi etmedünüz bu işe mahrem a köpek

Paymal eylediniz saltanatın ırzını hem
Yok yere oldı telef ol kadar adem a köpek

Hiç hanlık satılır mı hey edebsiz hain
Tutalım olmamış ol fitne muazzam a köpek

Sen kadar düşmen-i devlet mi olur a hınzır
Ne turur saltanatun sahibi bilsem a köpek

Ehl-i dil düşmeni din yoksulu bir melunsun
Öldürürlerse eğer can-be-cehennem a köpek

Böyle kalur mu soysuzlar elinde devlet
noldu ya gayret-i şahenşeh-i azam a köpek

Hak götürdü arabı gitti hele dünyadan
Kim götürse akabince seni bilmem a köpek

File nacar meğer yükledeler tabutunu
Çekemez cife-i murdarunu adem a köpek

Filler de çekemezse ne acep laşeni kim
Var mı bir sencileyin div-i mülahhem a köpek

Sen soysuz eşek ol kirli orospu yaraşur
Bindürüp sırtına teşhir edersem a köpek

Görüldüğü gibi Nefi’nin küfürlü hicivleride mevcuttur.

Nedim ise şöyle diyor “Kız oğlan nazı nazın, şehlevend avazı avazın! ” Günümüz Türkçesine çevirirsek “Nazına bakınca insan seni masum bir kız sanıyor, amma iş sevişmeye gelince işbilen ve bu işin ehli kadınlar (fahişeler) gibi sesin çıkıyor bu ne iş? ” Kıt’anın tamamı şöyledir;

Kızoğlan kızı nâzın, şehlevend âvâzı âvâzın,
Belâsın ben de bilmem, kız mısın, oğlan mısın kâfir.
Ben olsam bir de mutrib, bir de tarf-i cûy-bâr olsa,
Hoş imdi bir de farzâ bir cüvân-i şîvekâr olsa.

Necati Divanı’ndan;

Ben kocaldım gam-ı aşkınla yiğitlik bu mudur
Hele ey pîr olası yâr-i civânım Şeyhî.

Cem Sultan Divanı’ndan;

Cihân rindi oluptur Cem ki her dem
Gözü gönlü şarâb ile püserde.

Divan edebiyatından son bir örnek vererek bitirmek istiyorum. O kadar fazla örnek mevcut ki hepsini yazmam konuyu sıkıcı yapmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Fırsati şöyle diyor.

Fırsatî sen bu semti bilmezsin
Eyleme gel bizimle yok yere ceng
Sana kaç kere dedim anlamadın
Sözde mazmûn gerekir â pezeveng

Osmanlı edebiyatının son dönem ünlü şahıslarından Ziya Paşa’dan iki şiir

Her şahsı harimi Hak’ka mahra mı sanırsın
Her taç giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın
Dehri ararsan binde bir adam bulamazsın
Adem görünen harları adam mı sanırsın
En ummadığın keşfeder esrarı derunu
Sen herkesi kör‚ alemi sersem mi sanırsın

Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma
Zer-dûz palan vursan eşek yine eşektir

Vatan şairi Namık Kemal’in bir şiiri ile devam edelim.

Edepsizlikte tekleriz
Kimi görsek etekleriz
Hak’tan ümit bekleriz
Ne utanmaz köpekleriz

Arkasından Tevfik Fikretten bir şiir sanırım yerinde olacaktır.

Fikrimi sarsmadı şimdiye değin
Arsızca sözleri bilmem ne beyin
Bana çifte atan şaşkın eşeğin
Kendi çiftesiyle beli kırılır

Küfürlü şiir denilince akla ilk gelenlerden Neyzen Tevfik’i unutursak ayıp olur. Aslında bir çok şiiri buraya yazamayacağım derecede küfür dolu olduğundan en usturuplu olanlardan birini yazmakla yetiniyorum.

Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
Kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus! dediler…
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o meb’us dediler! ..

Halk edebiyatımızda durum nedir acaba? Kısaca bakalım…
Karacaoğlan “gül memeli” derken edepsizlik mi yapmış oluyor?

Ey Karadağ,melil melil kalasın
Ateş düşe,cayır cayır yanasın,
Dilerim Allah’tan bana dönesin
Ayrılasın gül memeli eşinden.

Karacaoğlandan başka bir dörtlük;

Karc’aoğlan der ki güzelin huyu
Hezaran çubuğa benziyor boyu
Ab-ı Kevser gibi lebinin suyu
Peynirdir dilleri inci dişleri

Aşık Hasan’dan bir dörtlük;

Boyu uzun beli ince
Memeler benzer turunca
Yanak lale ağız gonca
Kaşları hilale benzer

Kul Mehmet’ten bir dörtlük;

Soyunup giren koynuma
Rahimsiz gelmez aynıma
Siyah zülfünü boynuma
Salan dilberin kuluyum

Kazak Abdal en sevdiğim şairlerdendir. Türkü yapılmış meşhur şiirini görmezden mi geleceğiz? Edebiyat dışı mı sayacağız? Şiirden sadece bir kıt’a yazıyorum.

Eşeği saldım çayıra
Otlaya karnın doyura
Gördüğü düşü hayıra
Yoranında avradını

Dadaloğlu’na bakalım isterseniz. Bakalım o ne demiş.

İrili ufaklı insan piç oldu
Onlar doğdu geçinmesi güç oldu
Altı Arap atı şahbaz nic'oldu
Mamur sandım yalan dünya çürümüş

Dadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet
Benim sözümü dinleyene nasihat
Besmelesiz kazanılan piç evlat
O da dünyada ziyankar imiş

Halk edebiyatı manilerinden örnek vermeden olmaz.

Gel geç gönül yanına
Yar bana ettiklerin
Sanma kalır yanına
Gel yosmam sarılalım
Gelsin yanım yanına
* * *
Ay gidiyor batmağa
Bende vardım yatmağa
Elim kötü alışmış
Memelerin oynatmağa
* * *
Karanfil katmer olsa
Sevdiğim esmer olsa
Sevdiğimin dudağı
Akşama iftar olsa
* * *
Bedene
Gelir sular bedene
Su yolcusu değilsin
Ne çıkarsın bedene
Eğil bir şeftali ver
Hayat versin bedene
* * *
Merdivenden insene
Yönün bana dönsene
Koynundaki memenin
Birin bana versene
* * *
Merdivenden inemem
Yönüm sana dönemem
Koynumdaki memeler
Sahiplidir sunamam
* * *
Ben ettim
Gör bir afet ben ettim
Hep kabahat bendedir
Nittim ise ben ettim
Ak gerdanı emerek
Bir küçücük ben ettim
* * *
Gül memesin
Koklayayım gül memesin
Bir dahı koklarım mı
Solmadan gül memesin

Bir başka türküde şöyle denilmektedir;

Kamayı çektim kınından
Gel yakından yakından
Koynundaki memenin
Ben gelirim hakkından
Hovarda çapkın yarim
Ak göbeğin altında
Kaldı benim nazarım

Günümüzde de bir çok şair bir çok şiirinde küfür kullanmıştır. Aslında o kadar çok örnek var ki. Şimdilik fazlasıyla örnek verdiğimi düşündüğüm için konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum.

Bu sözlerimden şiirde küfretmeyi savunduğum sanılmasın. Yeri geldiği zaman sövmeninde edebiyata dair bir konu olduğunu söylemek istiyorum sadece. Hiçbir şairin hiçbir şiiri küfrediliyor diye eleştirilmemeli diye düşünüyorum.

Dikkat edin şair diyorum. Henüz şiir yazmaktan uzak olan, yazdığı normal sözleri, beyitleri ve dörtlükleri okuyana sıkıntı veren ama kendini şair zanneden kişilerin sövmesini savunmuyorum. Edebiyatçı sövmeyi bile yerinde kullandığında edebiyattır diyorum.

Son örnek Can Yücelden. Rahmetli Can ustanın bu şekilde sözleri ve şiirleri çoktur lakin yazmamayı tercih ediyor bir anısını naklediyorum.

Bir canlı yayında Duygu Asena Nazım Hikmet için kartpostal şairi der. Can Yücel’den jet gibi gelen cevap:

-Kart sensin postal da sana girsin

Olayın bu kısmı meşhurdur. Bir de gerisi var. Sonraki günlerde Can Yücel’den sözlerini geri alması istenir. Can Yücel lafı gediğine koyar.

-Kartı aldım, postal kalsın.

Fahrettin Petriçli
Kayıt Tarihi : 4.4.2015 06:36:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Bedri Tahir Adaklı
    Bedri Tahir Adaklı

    Efendim biraz berketli ifadelerin
    mecmuu olarak ele aldığımızda gerçekten
    değerli insanlarımızın lafı gediğine
    koyma hususunda ne kadar maharetli
    olduklarınızı görürüz.
    Bu yazınızı alıp dosyama koyuyorum..

    Belki sizlerin de malumudur..
    Yine bir hiciv ustası şöyle der;

    Istanbul valilerinden halef-selef
    Alaaddin Üstündağ ile Lütfü kırdar
    için söylenmiş şöyle bir hiciv hatırlarım.

    NEDİR BU ÇEKTİĞİ MİLLETİN HERGELENDEN
    HERGELENİN BİRİ DAĞDAN GELİR BİRİ KIRDAN

    Bunlar osmanlının âkil insanlarıydı,
    Ama şimdi pek rastlayamıyoruz.
    Hatta Amerika'da sahneye çıkan bir
    şarlatan kendi başkanlarına espri olsun
    diye KÜFREDEBİLİYOR ve onlar da gülüyorlar.
    Artık bizde de böyle şeylere muziplik
    olsun diye değil hakaret olsun diye devlet
    büyüklerine hakaret edenler rastlayabiliyoruz.
    Üstadım kusuruma bakmayınız galiba biraz
    fazla kaçırdım.TEŞEKKÜR VE TAKDİRLERİMLE

  • Salim Erben
    Salim Erben

    kendine has öz güveniyle bütün okuyucusuna kendini hatırlatacak nitelikde güzel bir paylaşım kutlarım yürekten.yüreğini

TÜM YORUMLAR (2)