Boylu boyunca çiçek açardı yaseminler,
Her bahar Sinop’un taş sokaklarında...
Gündüzleri yalınayak koşan çocukların sevinç çığlıkları,
Geceleri evimizin su alan rıhtımlarına vuran dalga sesleri...
Az ötede balık avına giden gırgır teknelerinin
Motor sesleri bozardı sessizliği.
Uzayan sahillerinde nice aşklar filizlenir,
Niceleri mazi olurdu.
Seyre dalarken gözlerim kâinatı,
Ansızın sen gelirdin aklıma.
Gözlerine bakınca,
Peş peşe gemiler kalkardı yüreğimin limanlarından
Engin maviliklere...
Ufkunda kaybolurdum.
Ellerin bembeyaz bir martı gibi
Kucaklardı gökyüzümü.
En çok papatyaları severdin,
Bir de yağmurun ardından gelen toprak kokusunu.
Seninle birkaç mevsimsizliğe katlanmıştı gençliğimiz,
Bir de yıldızlar arası yokluğunu sığdırmıştım gecelerime.
Mecburi bir vatan göreviydi ayrılığımız;
Döndüğümde nişanlamıştı ailesi.
Adı Hicran’dı, hiç unutmam...
Hicran olup kalmıştı içimde yokluğun, hasreti.
Kayıt Tarihi : 11.09.2026 02:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Çok sevipte ayrılmak zorunda kaldığım hicrana bu şiirim




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!