Hiçlik Şiiri - Ersin İlhan

Ersin İlhan
107

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Hiçlik

Bir niyâz ile açıldı gönül kapısı,
düştüm aşk-ı ezelînin harâbâtına.
Nefs dediğim o karanlık misafir,
meğer Hak yolunda ilk imtihan imiş.

Evvelde sandım ki ben ben’im,
bir adım, bir cismim, bir gölgem var.
Sonra bir nazar değdi içime,
“Ben” dedikçe
yoldan düşen ben imişim meğer.

Nice rıyâzet geceleri tükendi,
kanadı kırık dualar eşliğinde.
Dil sustu,
akıl acze vardı,
söz çekildi kenara;
orada başladı sükût-ı irfan.

Dediler:
“Bu yol çetindir, dön geri.”
Ben dönecek bir yer bulamadım.
Zira firkat idi ardımda kalan,
önümde ise
adı bilinmeyen bir vuslat.

Gönlüm bir virâne,
harcı gözyaşı, taşı sabır.
Her yıkılışta
bir perde düştü gözümden,
her yıkıntıda
bir tecellî doğdu.

Bir mürşid gerek idi bu çöl-i ma‘nâya,
zira her susuzluk
Kevser’e çıkmaz.
Bir nefes erişti son demde,
adı himmet idi,
canı dirilten.

Aşkı evvel
cemâlde sandım,
yanıldım.
Mecâz,
hakikate giden yolda
hem işaret
hem imtihan imiş.

Ben seni sandım ey aşk,
meğer sen
beni eritmeye gelmişsin.
Kalanı almak değilmiş muradın,
kalanı bırakmakmış.

Bir an geldi,
zaman secde etti.
Ne evvel kaldı,
ne âhir.
Ezel ile ebed
aynı noktada
bir oldu.

O vakit bildim:
Fenâ, yokluk değil;
yanlış varlığı terk etmektir.
Bekā, kalmak değil;
Hak ile kaim olmaktır.

Ne cennet istedim
ne kerâmet.
Benim talebim
yalnızca rızâ idi.
Çünkü rızâ olan yerde
sual biter.

Şimdi bu kapıda
adım yok,
sıfatım yok.
Bir hiçlik kaldı geriye,
lâkin öyle dolu ki
kâinat
sözsüz kaldı.

Eğer sorarlarsa:
“Bu yol nereye varır?”
De ki:
Yol varmaz,
yol eritır.

Ve aşk…
Aşk bir ateş değildir artık,
ateşi söndüren
bir nûr-ı mutlaktır.

Ersin İlhan
Kayıt Tarihi : 6.1.2026 16:14:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!