Bu sarhoşluğum başka...
Bu sevda sancısı başka...
Bu çaresizliğim başka,
bu içimde küle dönen yangın başka...
Sen anlamadın ki...
Belki de en başından beri anlamak istemedin.
En çok yanan sen değildin;
göz ucuyla bile bakmaya kıyamadığın,
hep gölgene sürdüğün,
her gidişinde kapının önüne bıraktığın kalbimdi.
Lanet bendim...
Okuduğum duanın arasına karışan lanet de bendim.
Kendi mezar taşımı umutlarımla yontan yine bendim.
Kaç vedaydı beni tüketen?
Kaç yol ayrımıydı beni yüzüstü bıraktığın?
Ben saymayı bıraktım,
sen dönmeyi hiç öğrenmedin.
"Çok sevme, yanarsın..." dedin.
"Çok güvenme..." dedin.
Meğer ateş, odunla değil;
en çok inandığın insanın sessizliğiyle harlanıyormuş.
Bu hayatta beni yüzüstü bırakmalarında hep ustaydın.
Ben ise seni her defasında aynı gökyüzü sandım.
Oysa sen, yağmurunu sadece bana saklayan kara bir buluttun.
Sebep sensin diyemem.
Sebep; her kırılışımı "belki bu son" diye affeden yüreğimdi.
Her defasında küllerimden sana doğru yürüyen deliliğimdi.
Dağıldım...
Bir aynanın yere düşmesi gibi değil;
bir ömrün, tek bir ismin içinde çatlayıp bin parçaya ayrılması gibi...
Bir zamanlar gülüşüme dokunan tek cümlen bile
ömrümün kapısına paslı bir kilit oldu.
Ben o günden sonra kendime bile misafir kaldım.
Dengem şaştı.
Çünkü pusulam sendin;
meğer kuzey sandığım şey, en büyük kayboluşummuş.
Etme...
Ben gidiyorum.
Bu kez ardıma dönmeyecek kadar yorgunum.
Gelme...
Eşiğimden geçme.
Çünkü ben kapımı sana değil,
senden geriye kalan hayaletlere kapattım.
Dokunma...
Küllerime dokunma.
Yangın söndü sanırsın;
oysa en çok kül yakar avuçları.
Delirdim belki...
Çünkü akıl, bu kadar suskun acıyı taşıyamıyor.
Ölsem...
Sende neye dönüşürüm?
Kırık bir kadehin dibinde unutulmuş son yudum mu?
Yoksa hiç yaşanmamış bir mevsim gibi,
adını bile anmadığın koca bir hiç mi?
Sahi...
Kalbinin hangi atışında beni gerçekten hissettin?
Hangi gecende adım boğazına düğümlendi?
Hangi sabah, yokluğum aynana vurdu?
Ben cevabını biliyorum.
Hiçbirinde.
Şimdi gidiyorum...
Arkamdan ne pişmanlık bırak,
ne de özlem.
Mutluluk senin olsun.
Ama sakın...
Benim eşiğimden geçirme.
Çünkü bazı kapılar anahtarla kapanmaz.
Bazıları, kırılan bir kalbin son nefesiyle sonsuza kadar mühürlenir.
Can ElıfKayıt Tarihi : 17.07.2026 00:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!