Hiç Şiiri - Semih Yücel Yücetürk

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Semih Yücel Yücetürk
10

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Hiç

Dosttan ve düşmandan ayrı tutuyorum seni.

Eğer güneşin batıdan doğmaya çırpınıyorsa, beni anlaman için bütün gerekçeleri kaldırıyorum. Artık dünya, kamburumda ki iğneli beşiklerde tarazlanmış, yağmurun gardiyanlığından rüzgârın husumetine şükre durmuştur. Ellerim geçmiş takvimlerin sonbaharlarına dokunmuyorsa, benimde yedekte tuttuğum müntehirliğim var elbet. Ve duvarları incitmemek için aklımın betonlarına kazıdığım zaman figürlerim. Ne zor iş incitmemek için incinme sanatı.

Şimdi anlatacaklarım var sana…
Ruhuma kusursuz infazlar yükleyen geceye, ruhumu kendi ellerimle yakmadan, öldürmeden içimde ki son merhameti, küllerini bir yüzük gibi yıldızların boynuna takmadan teslim olmayacağım. Beni beklemeyecek güneşin aydınlığı biliyorum. Yeni zindanlara misafir edilecekse yalnızlığım, bu bende ki iç çekişin alın teri demektir. Gecenin her zerresine sinmiş ağlamaklığımla göğü kanırtarak kazandığım, insanın savaşmadan, bilekleri kopmadan kazanılmayacak zaferlerim var elbet.

Bütün zamanları boğmak üzeredir kavruk bir aşkın çağıltısı, nehirleri başka denizlere dökmektedir; bir avuç ağıt ve gözyaşı. Yıldırımlar yağmur gibi yağacakmış; kehaneti tutarsa kâhinin. Rivayetlere aldırmıyorum. Kalemimi ok gibi fırlatıp yaşamın alnına, yaşanmamışlığın yaşanmış yanlarını da yontarak, kıyamet çığlığına bürünmüş dünyaya; gözümün karasını göstermek için, harmanlanmamış şiirler yazıyorum. Katı insanların soluduğu ormanlar geçtim çünkü biliyorum. Kehribar gibi narin gülüşleri yoktu onların, gördüm. Kadınları harmanlanmış şiirlerle öldürüyorlardı. Çelik sesleri ve ayaklanmış ordular kulaklarıma yanaşmıştı... Hiç sevilmemiş yanlarımı kesip bıraktım orda ve anladım mürekkep tadının dilimde bıraktığı acıyı. Cesetleri toplanmamış savaş meydanı gibiydi yüreğim. İnce ve naif huyları özlüyorum yastığımı kalkan ederek yanağıma.

Durgun ve serin suları görmemek oldu çocukluk hatıralarım. Kavgalar bitecekti biz de mehtabı seyredecektik toprak damımızda. Biz çocukluğumuzun annesi olamazdık, babamız gibi güçlü değildi ki kollarımız. Biz çamurdan sadakatler yapardık gece için, güneşi taşlardık uzattığı için sarı sakallarını sadakatimize… Gece için. Ama doğarken bileğimize geçirilen zehirli ilmik, adımızın üstüne perçinlenen yaşamak tuhaflığı, bütün ağırlığı üzerime yaslanmış keskin öğütler, yılgınlığı boğazıma kadar çıkan vehimlerim. Sizin sadakatiniz olmamalıydı çıktığım merdivenlerde. Şimdi mermerin soğukluğuna şaşıyorum, suyun kıvrılışına, ağacın alevlenmesine, ebemkuşağına ve renklere. Çünkü başı “hiç”le başlayan kronometrenin “son”unu “hep”le bitirmem gerektiğini öğrendim pişerek ateşte. Şimdi çıkartıyorum bütün dosyaları bütün nüshalarını yanlışlarımın.

*Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?

...

Yapım: FX Project
Deneme: Fatih Özkonyalı
Yorumlayan: Semih Yücel Yücetürk
*İsmet ÖZEL (Münacaat)
Müzik: Farid Farjad- Anroozha / Ney Neva
Stüdyo: Studio FX ®™ / FX Project ©
Mix-Editing-Mastering: DJ Hattab
YıL: İkİçİFtsıFıRyEdi
...
Made with Steinberg Cubase SX 3

Semih Yücel Yücetürk
Kayıt Tarihi : 19.09.2007 02:52:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Semih Yücel Yücetürk
    Semih Yücel Yücetürk

    kundaktaki bebeği ihtiyarlaştıran...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)