baharın harı düştü yüreğime
Bah ki hardan çıkmasın özlemim
Bah ki vahlarımın sesi delmesin yaryüzünü
Ertelenmiş buluşmaların şafağındayım
Saklı kalmış sessizlik dile geliyor
Ruhumuu sarmayalayan s’ancıların kuraldışılığına aykırı sözler dizdim.
-Gözyaşlarının sildiği gönül harabelerimde şiirler yetişiyor aşka.
Aşk, şaire okşanmış bir bebek gibi geliyor.
Ağladıkça ben duymadım. Hiç hazır değilim senin için ağlamaya.
Aşk senden tanıdık gelmişti.Damlaların kadar göz rengini tümlerdi acılar. Deli zaman çılgın bir gidiş projesi sunuyordu.
- Sesini duyamadıkça,sarılmadıkça ben ağlarım dize sonlarında.
Öznesel Özsellik-1
sana türetilmiş özlemlerin cümlesinde özneyim
s’özümden kitaplar sunuldu bahtına
kendine yenik bir mazinin ortasında sol yanım şiirsel
kalakaldığım sen gelişine kafiyeli
Sartre sokağındayım.Çıkmazlarım bul’antı yaşıyor.Var mıyım yok muyum derken ruhumun dehlizinde Mevlana akıyor. Çarpışan arabalar gibi kimin doğrusu mutlak doğrunun elektriğiyle çalışıyor.
Sartre´a göre İnsan sadece vardır. Belli bir amaç gözetilerek yaratılmamıştır. İnsan oluşurken bir taslak belirlenmemiştir. Önce varolur sonra kendi kendini gerçekleştirir. Yani kendisini nasıl yaparsa, öyle olur. Bir pipo ya da taş gibi, basit ve bilinçsiz bir varlık değildir
Sartre insan sadece vardır derken, insanın aslında yalnız bir birey olduğunu diğer insanların da yalnız olduklarını vurgulamış, bu yalnızlık ona korku vermiştir.
Henüz sekiz yaşımdayken Lüxemburg parkına oynamaya giderdim. Bir adam vardı. Gelip August Comte sokağı boyunca uzanan parmaklığın karşısındaki kulübenin içine otururdu. Bizi korkutan bu adamın ne sefil hali nede boynunda çıkmış olan ve yakasına değen urdu. Bizi korkutan onun yalnızlığı idi. Şeklinde anlatırdı Bulantı’da.
-Yalnızlık hangi bulantımızın bulgusunu özetler. Ya da bizi özetleyen özün hangi sözü doğrularımızı aşılar. Yeşeren doğrunun fidesi için Mevlana anlatır benim yerime,
uyuyacağım sevdanın dehlizinde uyandır lütfen !
Gitmek yitmenin kalakalış dansını sunarken
yadırgıyorum sensizliği, her yerde, her yarde uyuyamam
omzumda izlerin var, yüreğimde sızıların alem farikasında sözlerin
gidemem, gidemem, gidemem senden
Terk Edişin Arzulanış Irmağı Akar
Kafları kovalayan koşuşlarımda yelelerimi y/ellere verdim.
-Uçtum zamanın kuş olduğu sensiz her deme. Kırılmış bir yüz, fotoğrafları ağlatıyor. Çekilmez oluyor her şey.
- Son sözünün yaprağı güzüme melali kitap oluyor.
Söz görmezliğin sakıncaları yüreğimi yırtıyor. Farkındalığın turfandasında içsel hezimetlerime hizmetçi oluyorum.
Ah Ben Kendimdeymişim Günaydın Bana Esma
Ağlatan Kadın da Ağlar mı ki Aşk
-Bu tesadüfün tespihini çekti -ben sonrası,sen öncesi kadim dostun yüreği ipek boncukları.
-İmamesi sende kalan bir tespitin tespihiyim.Çekilmiş haldeyim, gözlerin hala aynı renge aşk olurken.
Vusli-1
dokunduğumda okundu içimdeki aşk romanı
ben okundum sevi sayfalarında
sen olmanın k’apak arasında sığındım
aşka metim özlemler ekledim
bir buluşmanın ilk cemresi düştü düşlerime
ilk adımında yeşillendi aşk baharım
yazgındaki yazları yaşadım bir bir
bir yaz ile bahtına imza atan sevda aslanıydım
güzel ceylanların nazında ruhunun sazına çalındım
artık her dem senli bir kavdım
Ben artık çekilmişim aşkın alev alev yandığı virane barışmalardan.
Baharı çıldırtan kelebekler gibi güneş gözlerinde gelip kalışlara meyve olup,dal dal yanında hayallere dalmıştım.Ağıtlar yaktı yüreğim gidişinden sonra sana değil,seni bunca seven kendime. Şehri adım adım dolaşıp adını taşıyan çocukları ayrı sevdim.Onlara sana aldığım elma şekeri aldım.Mumlar söndürdüm hayal diplerinde.
Bana çok yakıştırdığın ve aldığın gömleğimi hiç çıkarmıyorum üstümden. Lavanta kokulu vazona çiçekler koydum.Hani,sana çiçek aldığımda gider karşısında oturur sevgimi çiçeklerdin,tutkumuzun resmini çizerdin ya…İşte ben şimdi oturduğun yerde soyun seni çiziyorum.Ama cin Ali gibi,kusuruma bakma,senin gibi çizemiyorum sensizliği.Bazı geceler söylediğin şarkıyı ezberledim,her gece mırıldıyorum.Komşular bile ezberlemiş olmalı tüm apartman onu çalıyor.
Ben seni kocaman sevda okyanusumla sevdim. Gözlerin,sözlerin,sosyal duruşun
Dalgalandırırdı,yitik özlemlerimin her demini.Coşuculuğumun çevrelediği beyaz rüyalarımız vardı.Herhangi bir sevda konuğu değildin artık. Bu yüzden tutkulu ağırlama faslı vardı, baharlarımızda. Ben senin ilk baharını yaşadım,son baharını yaşayamadım.Oysa bir kadının en güzel mevsimi son bahardır.Son baharını özlemlerime sardım,hayallerim yaşayacak gayrı.
Çiçek çiçek açıldığın ilk yüreğimde Gökkuşağı bile seninle renkli paylaşımlarımıza az geldi.Taze bir yaprak gibi yeşilliğinle lal kıldın,beyaz içre beyazlar sundun bana.Mavilerine masiva cilveler ekledin baharın harı arttı ve beni sana kadim eyledi.Pembe bir açelya gibi açık olan tüm sevilerime açıldın. Üzerine ben taneleri düşmüş kırmızı güldün ve kıpkızıl artılarla hep güldün.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!