Sonra bir yıldız kaydı gökten
Bir ay battı gökyüzümüzün en ince yerinden
Gözlerimize hüzünler yerleşti
Belki de bir nehir aktı derinlerimizden
Sonra yaşanacak ne varsa koyduk bir kenara
Hangi aşktan miras kaldı
yüreğimdeki hüzün?
Hangi ayrılık
paramparça etti benliğimi?
Beklemekten yoruldum artık...
Yoruldum
Ölüyoruz
Karanlıklar geçiyor sokağımızdan
Çığlık atıyoruz durmaksızın
Duyan olmuyor acılarımızı.
Susuyoruz
Karanlıklar sızıyor duvarlarımızdan.
Bir parça gün ışığı istiyorum senden sevgilim
Bir damla gözyaşı
Birazcık da hüzün gözlerinden
İçim ısınır belki
Belki günüm aydınlanır gerçekten
Ömrümün baharı çiçeklenir
Oyuncak bir ördekle birlikte
Yüzdürüyorum artık hayallerimi,
Bir tahta atla...
Kollarım nerde anne
Ben nerdeyim?
Hani gülen yüzü dostumun?
Sustum
Bana düşen gitmekti
Yitmekti dibi olmayan uçurumlarda
Bitmekti sessiz sedasız
Ve itmekti acıları
Ömrümün kıyılarına
Yıllanmış bir şaraptı gönlüm
Yorgun bir şiire gömdüm
Alıp başımı gittim inatla
Usanmadan hep başa döndüm
Köşe başında vurmuşlardı geçenlerde,
yerde yatıyordu
Mor bir menekşeydi,
Nasıl da hüzünle bakıyordu
Akıyordu kızıl bir kan yüreğimizden
8 yaşında bir kız çocuğu ağlıyordu.
Benden gitmek kolay sevgili,
Beni unutmak ise olay...
Çünkü
Öyle bir mühür basarım ki yüreğine,
Bir daha dönemezsin eski haline...
"Seni unuttum" diyordum ya bayım,
Aslında sadece,
kendimi kandırıyordum.
Oysa,
Her gün batımında,
Her dolunayda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!