1942 yılında Amasya’da doğdum. 1976 yılında Ankara’da Matbaa 76’yı kurdum. 1994 yılında Amasya’ya taşındım, mesleğime burada devam ettim ve burada emekliye ayrıldım.
Eserleri
Şiirlerim: zamanın Pardon Mizah Dergisinin son üç sayısında, Dev-Hamiş (Devlet Hava Meydanları) sendika dergisinde 1970’li yıllarda, Trabzon Taka Gazetesinde, Amasya’da yerel gazetelerde, Sivas İrade Gazetesinde,Sivas Posta Gazetesinin yarışma antolojisinde, Sivas’da Aşık Talibi Coşkun adına yapılan Yetim Şiirleri yarışma antolojisinde, İstanbul/Çekmeköy şiir yarışması antolojisinde, Amasya Mihrihatun şiir yarışması antolojisinde, Şiir Kolik 10. Yıl Antolojisinde, Şiir Kolik Günün Şiirleri Antolojisinde, Amasya Belediyesi Amasyalı şairler antolojisinde, Amasya Engelliler Derneği EngelSiz Mısralar Şiir Antolojisinde, Amasya Sevdası kitabında, Sivas Poyraz Edebiyat Dergisinde, Kayseri Çıngı Edebiyat Dergisinde, Alanya Güncel Sanat ve Edebiyat Dergisinde, Ankara Kum Edebiyat Dergisinde, Ortanca Edebiyat Dergisinde, Amasya Külliye Edebiyat Dergisinde, İzmir Nif Sanat'ta yayınlanmıştır.
“Ay Suya Değdiği Zaman” şiir, “Liselim” şiir kitabı, “Küçük Askerler” çocuk romanımı kendi imkanlarımla yayınladım. “Sosyal Sürgün” adlı romanımda yayına hazır vaziyette bekliyor.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




-
Hakan Erol
Tüm YorumlarGünün şiiri olması gerektiğini düşündüğüm bu şiirden anladığım, yetimhanede büyüyen yetim bir çocuğun, rüya görmeyi, kederi ve umudu bilmeyişi, yetimhanenin taş duvarları arasında yaşamının bir tükürük izi kadar değersiz oluşu ve bu taş kanatlar nereye savurursa oraya gidişin bir mecburiyet olduğunu ...