Gözyaşında sır dolu, gönül derin izlerde,
Sabır ile sınandım, ışık doldu gözlerde,
Karanlıkla boğuştum, hakikatin sözlerde,
Kalbimi sana sundum, aşkı buldum Efendim.
Kaz Dağı'ndan eser serin bir yel,
Efe diz vurdu mu titrer bu yerler.
Korku nedir bilmez ne taşkın, ne sel,
Mertliğin kitabını yazar erenler.
Efe Zeybek destanı
Ege’nin dağları ses verir çağlar,
Zeybeğin bastığı yeşilli bağlar,
Rüzgârla sarsılır dumanlı dağlar,
Mertliğin meşalesini o yakar.
Ekmek Teknesi.
Hava ağarmadan düştük yollara,
Selam verdik uçan kuşu dallara,
Nasır aşina oldu hep kollara,
Helal lokma bizim ana borcumuz.
Gece, bir telefon ekranının mavi suyunda yıkanıyor.
Apartmanlar... göğe uzanan sessiz prizler gibi,
her pencerede başka bir yalnızlık şarj oluyor.
Bir çocuk, parmağının ucunda kayan dünyayı izlerken
Dünya, herkesin kendi sesini aradığı büyük bir uğultu.
Biz bu gürültünün ortasına, bir parça sükût bırakmaya geldik.
Adımlarımız yeri döverken, aslında göğü arıyoruz;
Çünkü biliyoruz ki; toprak sadece bedeni saklar,
Yolcu bu dar kapıdan, geçer bir gün sessizce,
Ardında koca dünya, kalır derin bir gece.
Ne taht kalır ne saray, ne de dildeki gurur,
Misafir dedik biz, geldi de geçti,
Bu canı yoranlar, yolunu seçti.
Rabbim şifasını, kuluna saçtı,
Şükürle açıldı, gözümüz bugün.
Sözlerin gürültüsünde sağır oldum
Kelimeler birer taş gibi yağıyor üstüme
Herkesin doğrusu, bir diğerinin yanlışına çarpıp tuzla buz oluyor
Gözlerimi yumuyorum
Yüreğe dokunan ve insanı en derininden sarsan şiiriniz üzerine, aynı hislerle kaleme aldığım bir yansımadır bu. Sizin dizelerinizin açtığı yaraya bir ses de benden...
Kelimeler toprağa karıştı, dostum, bir enkaz vakti.
Gökyüzü yağmur yerine kül ağladı o gece.
Bir bebeğin avucundan göğe yükselen süt kokusunu kim çaldı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!